Bir Başlangıç Olsun Diye…

Hannah Arendt, insanlığın en karanlık tecrübelerinden biri üzerine yazdığı Totalitarizmin Kaynakları adlı eserini umutsuzlukla bitirmez.
Yaşanan bütün yıkıma rağmen son sözü, yüzyıllar öncesinden Augustinus’a bırakır:
“Bir başlangıç olsun diye insan yaratıldı.”
Bir yıkımın tarihini, başlangıç fikriyle bitirmek…
Belki de Arendt’in düşüncesindeki en güçlü taraflardan biri budur: İnsan, yalnızca geçmişte başına gelenlerin ve kendisine bırakılan dünyanın sonucu değildir. Aynı zamanda hiç beklenmeyeni yapabilen, mevcut olanın arasından “yeni” bir yol açabilen varlıktır. Her insanın gelişi, dünyanın kaldığı yerden devam etmek zorunda olmadığının küçük ama ısrarlı bir kanıtıdır.
Ben de buradaki ilk yazıma bir özgeçmişle değil, bu cümlenin açtığı yerden başlamak istedim.
Çünkü bir gazetede yazmaya başlamak, ilk bakışta yazarın kendi sözünü söylemesi gibi görünse de aslında yeni bir karşılaşmanın eşiğinde durmaktır. Yazı masada tek başına yazılır; fakat yayımlandığı anda yalnızlıktan çıkar. Başka hayatlara, başka hafızalara ve başka itirazlara karışır.
O andan sonra söz artık yalnızca yazara ait değildir.
Okur, okuduğu her metne kendi hikâyesiyle dokunur. Bazen yazarın göstermek istediği yere bakar, bazen onun hiç fark etmediği bir ayrıntıyı görür. Bazen bir cümlenin yanında durur, bazen tam karşısına geçer. İyi bir yazı da galiba okuruna ne düşüneceğini söyleyen değil, onun zihninde yeni bir düşüncenin hareket etmesine imkân veren yazıdır.
Yıllardır avukatlık yapıyorum. Bu mesleğin insana kazandırdığı en önemli alışkanlığın konuşmak değil, şüphe etmek olduğunu düşünüyorum.
Çünkü bir mahkeme salonunda hakikat, çoğu zaman içeriye tek başına girmez. İddialarla, korkularla, eksik anlatımlarla, güçlülerin sesi ve sessiz kalmak zorunda bırakılanların bakışlarıyla birlikte gelir. Hukukçuya düşen, önüne konulan ilk hikâyeyi kabul etmek değil; onun çevresinde dolaşmak, görünmeyeni aramak ve herkes hükmünü vermişken dahi doğru soruyu sormaya devam etmektir.
Hayatın geri kalanı da mahkeme salonlarından bütünüyle farklı değil.
Siyasette, toplumsal tartışmalarda ve gündelik ilişkilerimizde hüküm vermeye anlamaktan daha hevesliyiz. Bir insanı, birkaç sözüne, bir olayı, ilk görüntüsüne, bir düşünceyi, sahibinin kimliğine bakarak mahkum edebiliyoruz. Kanaatlerimiz hızlandıkça hakikat yavaşlıyor; sesler yükseldikçe birbirimizi duyma ihtimalimiz azalıyor.
Bu köşede biraz o hızı kesmek istiyorum.
Hukuktan, adaletten, siyasetten, şehirden, kültürden ve insanın dünyayla kurduğu ilişkiden söz edeceğiz. Fakat bunları birbirinden kopuk başlıklar olarak değil, aynı hayatın, iç içe geçmiş parçaları olarak ele alacağız. Çünkü hukuk yalnızca adliye koridorlarında, siyaset yalnızca parti binalarında, kültür yalnızca kitapların içinde yaşanmıyor. Hepsi sokakta, sofrada, işyerinde; bazen bir mahkeme kararında, bazen de kimsenin önemsemediği küçük bir gündelik ayrıntıda karşımıza çıkıyor.
Burada okurla her zaman aynı fikirde olmayı beklemiyorum. Zaten düşüncenin değerini eksiksiz bir uzlaşmada değil, nitelikli bir karşılaşmada arıyorum. Bazen insanın zihninde açılan küçük bir tereddüt, büyük bir fikir birliğinden daha değerlidir.
Bu köşede bir kesinlik gösterisi yapmaya niyetim yok. Bildiğim yerden konuşacak, bilmediğim yerde duracak, gerektiğinde kendi düşüncemi de yeniden gözden geçireceğim. Okura verebileceğim söz belki yalnızca budur: Onun vaktini de aklını da hafife almamak.
Arendt’e göre insanın özgürlüğü, önündeki seçeneklerden birini tercih edebilmesinden önce, yeni bir şey başlatabilme kudretinde saklıdır. Başlangıç, geçmişi inkar etmek değil; geçmişin geleceğimiz üzerindeki mutlak hakimiyetini reddetmektir.
Belki bir yazının yapabileceği de bundan fazlası değildir:
Alışılmış olanın içinde küçük bir gedik açmak.
Başka türlü düşünmenin ihtimalini hatırlatmak.
Ve daha önce karşılaşmamış insanlar arasında yeni bir cümle başlatmak.
Öyleyse merhaba.
Yeni bir başlangıç olsun diye…
Yorumlar(2)
X Merhaba. Hayirli olsun. Güzel izler birakabildiğin, kendini dogru anlatabildigin bir yol olsun.
Maşukiyeli Hayırlı olsun kardeşim, başarılar dilerim🙏🙏
