
Bildiğiniz üzere, şehrimizin iş dünyası açısından önemli tarihlerinden biri yaklaşıyor. Kocaeli Ticaret Odası seçimleri 3 Ekim’de yapılacak.
KOTO üyeleri, önümüzdeki dönemde kendilerini temsil edecek meslek komitesi ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gidecek.
Benim için Kocaeli Ticaret Odası’nın yeri her zaman biraz daha farklı oldu.
Çünkü KOTO yalnızca üyesi olduğum ya da iş hayatım dolayısıyla yolumun kesiştiği bir kurum değil. Ailemin geçmişinde de özel bir yere sahip.
Rahmetli babam Şaban Sarıgülle, uzun yıllar Kocaeli Ticaret Odası çatısı altında görev yaptı; 2001-2009 yılları arasında KOTO Meclis Başkanlığı görevini yürüttü. Dolayısıyla Ticaret Odası benim gözümde hiçbir zaman yalnızca bir meslek kuruluşu olmadı.
Önceki dönem yönetimi sırasında KOTO Meclisi, babamın vefatının ardından adının kurum bünyesinde yaşatılması yönünde anlamlı bir karar alarak eğitim salonlarından birine “Şaban Sarıgülle Eğitim Salonu” adını vermişti.
Üstelik bu vefa yalnızca o gün alınmış bir kararla sınırlı kalmadı.
Necmi Bulut’un başkanlığı döneminde ve onunla birlikte görev yapan yönetimler tarafından da aynı anlayış sürdürüldü. Babamın adı KOTO çatısı altında yaşamaya devam etti. Aradan geçen zamana rağmen hatırasına gösterilen saygının değişmemesi, ailemizin aynı samimiyetle karşılanması, kurumsal hafızanın ve vefanın en güzel örneklerinden biri oldu.
Ben ahde vefaya çok inanırım.
Ama elbette bir Ticaret Odası yönetimini değerlendirirken yalnızca kişisel hatıralardan söz etmek de doğru olmaz. Bu şehirde uzun süredir iş yapan biri olarak KOTO’nun Necmi Bulut dönemindeki faaliyetlerini de yakından takip ediyorum.
Özellikle iş dünyasının temel sorunlarından biri olan finansmana erişim konusunda atılan adımları ve KOBİ’lerin Nefes Kredisi gibi imkânlardan yararlanabilmesi için gerçekleştirilen girişimleri değerli buluyorum. Kocaeli iş dünyasının sorun ve beklentilerinin ilgili bakanlıklara taşınması; yatırım, istihdam, ihracat ve rekabet gücü konularında hazırlanan dosyaların Ankara’da karar vericilere sunulması da Ticaret Odası’nın üstlenmesi gereken temsil görevinin bir parçası.
Bunun yanında Kocaeli firmalarının savunma sanayii gibi stratejik sektörlerden daha fazla pay alabilmesi için atılan adımları da dikkate değer buluyorum. ASELSAN ile gerçekleştirilen temaslar ve kentimizdeki firmaların savunma sanayii tedarik zincirine daha fazla dâhil edilmesine yönelik girişimler, Kocaeli’nin üretim gücünün yeni alanlara taşınması açısından değerli.
Uzun zamandır konuşulan Kocaeli Fuar Merkezi’nin hayata geçirilmesine yönelik sürecin takip edilmesi; kentsel dönüşümde ticaret alanlarının unutulmaması, sanayi sitelerinin geleceği ve Kocaeli’nin turizm değerlerinin daha görünür hâle getirilmesi gibi başlıkların KOTO’nun gündeminde tutulmasını da şehrimiz adına gerekli buluyorum.
Çünkü Kocaeli Ticaret Odası gibi köklü bir kurumdan beklenen, yalnızca üyelerinin evrak işlerini yürüten bir yapı olması değildir. İş dünyasının ihtiyaçlarını doğru okuyabilmesi, gerektiğinde bu ihtiyaçları Ankara’ya taşıyabilmesi, üyelerinin önünü açacak bağlantıları kurabilmesi ve şehrin ekonomik geleceğine dair söz söyleyebilmesi gerekir.
Bugün mevcut yönetimin Kocaeli iş dünyasını, üyelerinin beklentilerini ve şehrin ekonomik dinamiklerini yakından tanıdığına inanıyorum. Zaman içinde oluşmuş bir tecrübe, kurum hafızası ve oturmuş bir çalışma düzeni var. İşleyen ve konuya hâkim bir yapıda, değişikliğe ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum.
Bu nedenle 3 Ekim’de yapılacak seçimler öncesinde mevcut yönetime duyduğum güveni ve bugüne kadar ortaya koydukları emeğe verdiğim değeri kendi adıma ifade etmek istedim.
Elbette sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun KOTO, bu şehrin iş dünyasının ortak çatısı olmaya devam edecek. Göreve gelecek her yönetimin de geçmişten devraldığı bu kurumsal hafızaya, emeğe ve vefa anlayışına aynı özenle sahip çıkmasını dilerim.
Çünkü bazı insanlar yaptıklarıyla, bazıları bıraktıkları izlerle hatırlanır.
Bazı kurumlar ise vefalarıyla…
Kocaeli Ticaret Odası benim için biraz da budur.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.