BU NESLİ KİM BU HALE GETİRDİ?

Beylikbağı’nda bir kız çocuğu, babasına ait s1lahla 1nt1har ederek hayatını kaybetti. Bir çocuk daha toprağa gitti. Şimdi birkaç gün konuşacağız, birkaç paylaşım yapacağız, “çok üzücü” diyeceğiz ve sonra yine herkes kendi hayatına dönecek.
Ama ben başka bir şey soruyorum:
Bu çocukları bu hale kim getirdi?
Kimse kusura bakmasın. Ben bugün özellikle 70’li ve 80’li yıllarda doğup anne-baba olan kuşağın büyük bölümünün ebeveynlik anlayışını sert şekilde eleştiriyorum.
Çocuk yapmakla anne-baba olunmuyor.
Aynı evin içerisinde yaşamakla aile olunmuyor.
Çocuğun önüne yemek koymakla, cebine para sıkıştırmakla, üzerine kıyafet almakla da ebeveynlik görevi tamamlanmıyor.
Çocuklarınızı telefonlara teslim ettiniz.
Saatlerce odalarına kapandılar. Kimlerle konuştuklarını bilmediniz. Ne izlediklerini bilmediniz. Ne yaşadıklarını bilmediniz. Neye üzüldüklerini, neden geceleri uyuyamadıklarını, neden odalarından çıkmadıklarını, neden öfkelendiklerini bile merak etmediniz.
Sonra başlarına bir şey geldiğinde aynı cümle:
“Biz hiçbir şey fark etmedik.”
Zaten mesele de bu.
Fark etmediniz!
Baba, artık alın şu çocukların elinden telefonu.
Anne, çocuğunuzla konuşun.
Çocuğunuzun sosyal medya hesabını bilmekten önce ruh halini bilin. Arkadaşlarını tanıyın. Sofrada yüzüne bakın. Odasına gidin. “Bir şeye ihtiyacın var mı?” demek yerine bazen oturun ve gerçekten dinleyin.
Bir çocuk aynı evin içerisinde anne ve babasıyla yaşarken nasıl bu kadar yalnız kalabiliyor?
Asıl sorgulanması gereken budur.
Bir de evinizde s1lah bulunduruyorsanız bunun güvenliği “unutulabilecek” bir mesele değildir. O s1lahın bir çocuğun ulaşabileceği yerde bulunmasının nasıl sonuçlar doğurabileceğini bugün acı şekilde görüyoruz.
Sonra dönüp “Nasıl oldu?” diye sormayın.
Önce aynaya bakın.
Önce kendi evinize bakın.
Önce çocuğunuzla son ne zaman gerçekten konuştuğunuzu düşünün.
70’lerin ve 80’lerin anne-babaları; yıllarca gençleri eleştirdiniz. “Bu yeni nesilden bir şey olmaz” dediniz. Telefon bağımlısı dediniz. Saygısız dediniz. Sorumluluktan uzak dediniz.
Peki bu çocukları kim yetiştirdi?
Telefonu ellerine kim verdi?
Onları susturmak için ekranın karşısına kim oturttu?
Çocuk daha konuşmayı öğrenmeden eline tablet veren kimdi?
Bugün ortaya çıkan tabloyu yalnızca çocuklara yükleyip kenara çekilemezsiniz.
Bir neslin yetişmesinde büyük yanlışlar yapıldı. Hem de öyle küçük yanlışlar değil; yıllarca biriken, bugün sonuçlarını toplum olarak ödediğimiz yanlışlar.
Şimdi isteyen kızsın, isteyen alınsın.
Çocuklarınızı yetiştiremediniz, sonra da yetiştiremediğiniz çocuklardan şikâyet ettiniz.
Şimdi oturup kendinizi alkışlayabilirsiniz.
Çünkü ortada sosyal medyanın büyüttüğü, ekranların yetiştirdiği, ailesinin aynı evde yaşadığı halde kendisini yalnız hisseden bir nesil var.
Bu ülke nereye gidiyor?
Bu toplum nereye gidiyor?
Bazı şeylerin telafisi var. Bazılarının ise yok.
Kaybedilen bir çocuk geri gelmiyor.
O yüzden hâlâ vakti olan anne-babalara söylüyorum:
Çocuklarınızı telefonlara değil, kendinize emanet edin.
Çocuğunuzu takip etmeyin sadece; tanıyın.
Sadece geçimini sağlamayın; yanında olun.
Ve bir gün “Keşke” dememek için bugün o odanın kapısını açın.
