
Bir dil öğrenmek, farklı ülkeler görmek, yeniden üniversite okumak, iş kurmak, şarkı söylemek…
Herkesin aklında gözlerini parlatan bir hayali mutlaka vardır. Ama çoğu zaman “Şimdi sırası değil,” der, zamanı geldiğinde de “Bu yaştan sonra…” diyerek konuyu kapatırız.
İşler biraz hafiflesin, evdeki sorumluluklar azalsın, kafam rahatlasın diye beklerken zaman akıp gider...
Gündüz koşturup sorumlulukları bittikten sonra akşamlarını dizilere ayıran, sosyal medyada saatler geçiren pek çok insan, “İstediklerimi yapmak için vaktim yok,” der ama ekran başında geçirecek zamanı bir şekilde bulur.
Kendi adıma yıllarca tam olarak böyle bir süreçten geçtikten sonra bütün ertelemelerimi yorgunluğuma bağlamaya son vermem gerektiğini anladığımda 40’lı yaşlara gelmiştim.
Yıllarca içimde taşıdığım hayal, bir roman yazmaktı. Beni başlamaya neyin ikna ettiğini tam olarak bilmiyorum. Ama bir gün, daha uygun bir zamanı beklemekten vazgeçtim.
O sırada işim azalmamış, sorumluluklarım ortadan kalkmamıştı. Yine de harekete geçip gündüz sigorta şirketimde çalıştım, akşamları yazmaya vakit ayırdım. Bazı alışkanlıklarımdan vazgeçip çoğu zaman uykumdan fedakârlık ettim. Bir yıldan uzun bir süre hiç bıkmadan gece yarılarına kadar yazıp ertesi sabah yeniden işimin başına geçtim. Telefonlar, görüşmeler, çözülmesi gereken meseleler devam ederken ilk romanım Feraye’yi nihayet yayımladım.
Bunu “Ben yaptım, siz de yaparsınız,” demek için anlatmıyorum. Herkesin koşulları başka. Sağlığı, geçim derdi, bakımını üstlendiği insanlar, taşıdığı yük farklı. İnsanın çok istediği hâlde kendine ayıracak gücü bulamadığı dönemler de var. Ben yalnızca kendi hayatımda, mümkün olmadığını düşündüğüm bir şeye nasıl zaman ayırabildiğimi anlatabilirim size.
Elbette herkesin hayali kitap yazmak değil. Birinin aklında üniversiteye dönmek var, bir başkasının ilk kez yurt dışına çıkmak. Kimi oyunculuğu denemek istiyor, kimi küçük bir dükkân açmayı.
Bir ukdeyi yıllarca içinde taşımanın nasıl bir his olduğunu bildiğim için siz de bunları okurken ertelediğiniz düşleriniz için harekete geçin çok isterim.
Üstelik başlamak için uzaklara gitmeniz de gerekmiyor. Şehrimizi biraz araştırınca yetişkinlerin katılabileceği pek çok eğitimle karşılaşıyoruz. Özellikle KO-MEK’in ücretsiz kursları oldukça çeşitli.
Yabancı dilden bağlamaya, neyden kemana, diksiyondan el sanatlarına kadar farklı ilgi alanlarına hitap eden ücretsiz eğitimler var. Belediye dışında özel eğitim veren yerler de oldukça fazla ancak belli bir bütçe ayırmayı gerektiriyor.
Herkes kendi imkânına ve zamanına uygun bir aktivite seçebilir.
Bir de şarkı söylemek için bir gün albüm çıkarmamız, tiyatroya başlamak için oyuncu olmamız gerekmiyor. Sadece “Bu yaştan sonra…” demek yerine heveslerinizin tadına varın.
Çok mutlu olacağınıza kefilim.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.