
Hayatında ilk okuduğu kitap İsmail Bilgin’in Hasan Tahsin olan bir çocuk için gazetecilik sadece gerçeği ortaya çıkarmak veya haber vermek değil; bir devrimin ilk kurşunu olmak, bir memleketi kurtarmak demekti. Bir solukta okuduğum bu hikâye, gazeteciliğin savaşta da barışta da sorumluluk almak olduğunu da bana yıllar içinde gösterdi. Bu mesleğin editörü, muhabiri, yazı işleri, matbaacısı, reklamcısı büyük bir sorumluluk taşımakta.
Bugün bir sorumluluk alarak Kocaeli Tanık Gazetesi’ni kurdum. Burada sizlerle çok konuşacağız ama bugün size bahsetmek istediklerim var.
Annesi İzmit’te doğmuş, büyümüş; yüzlerce akrabası İzmit, Derince ve Gölcük’te yaşayan birisi olarak bu şehir bana hiç yabancı bir yer değilken üniversite okuma fırsatını da bu şehirde buldum. Aslen Sivaslı olan biri olarak insanın sadece doğduğu yerin değil, doyduğu yerin de memleketi olduğunu bu şehir, benim gibi birçok insana göstermiştir.
Aslen Sivaslı bir ailenin İstanbul’da doğup büyümüş en büyük çocuğuyum. İlkokul mezunu ev hanımı bir annenin ve inşaat ustası bir babanın çocuğuyum.
Bugün bu gazeteyi kurmayı da ilkokul mezunu anne ve babanın emeklerine, her vatandaşına eğitim hakkı veren Cumhuriyetimize ve tüm eğitim hayatı devlet okullarında geçmiş biri olarak Türk milletine borçluyum.
Şimdi bu satırları, mesleğe 2020 yılında En Kocaeli’de yanında başladığım Engin Şahin’i ziyaret ettikten sonra yazıyorum.
Engin Ağabey ile yaklaşık 8 ay çalıştım. Aslında işi öğrendim diyebilirim. Çokça konuda anlaşamasak bile yanında öğrendiklerimi geliştirerek bugüne geldim.
Engin Şahin’in yanından 2021 yılında ayrılarak Demokrat Kocaeli Gazetesi’nde başladım.
Demokrat Kocaeli Gazetesi’nde 2 yıl 11 ay önce kent ve siyaset, sonrasında da asayiş muhabirliği yaptım.
Demokrat Kocaeli’nin ardından Kocaeli Gazetesi’nde geçtiğimiz Şubat ayına kadar 3 yıl 4 ay çalıştım.
Aynı zamanda 3 yıl 3 ay İhlas Haber Ajansı’nda (İHA) kaşeli muhabirlik yaptım.
Başladığım günden bu yana 1 gün bile ara vermeden yaptığım mesleğime askerlik sebebiyle ara verdim.
Bugün, 7 ay sonra kendi yolumu çizmek için aylardır koşturduğum gazetemi kurduğum bugün, önce abileri ve ablaları anacağım elbette.
Bu mesleğe başladığınızda teorik bilgilerin sahada bambaşka bir hâle geldiğini görürsünüz. Bu yüzden yıllardır gazeteciliğin bir usta-çırak ilişkisi ile oluşan ve öğrenilen bir meslek olduğunu savundum.
Bugün kamera elinde, çöpe gidecek görüntü olmadan verimli bir görüntü nasıl çekilir sorusunun cevabını İbrahim Aktaş’tan öğrendim.
Tek bir karede tüm olayı anlatan fotoğraf çekmem gerektiğini Refik Fidan’dan, nasıl çekilirini de sahada Şahin Oktay’dan öğrendim.
Asayiş haberi nasıl yazılırı Nuri Dinçer Akçaharman’dan, nasıl bulunuru da Selda Hatun Tan’dan öğrendim.
Şimdilerde aramızda değil ama bir bakan takibi yapacaksanız Alişan Koyuncu’yla çalışmak benim için bir fırsattı.
Gazetecilikte bence usta da çırak da sensindir. Sadece bilgiyi değil, işlemeyi de birlikte öğrenirsin.
Sebahattin Aydın’dan, Abbas Çakar'dan Suriye Çatak Tek’ten nasıl ağabeylik ve ablalık gördüysem; Serhat Güneş, Sefa Gardiyanoğlu, Kerim Çelik, Nazım Özgün Erbulan, Yavuz Solmaz, Ayşe Uğuz ve daha nicesinden de meslektaşlık gördüm.
Şimdi beni herhâlde bir ben yaratmadığımı, bu meslektaşlık hukuku ve yol arkadaşlığıyla oluştuğunu anlatabildiysem söz sırası Kocaeli Tanık Gazetesi’nde…
Kocaeli’nin, özellikle İzmit Yürüyüş Yolu’nun çınarları ünlüdür. 1887-1895 yılları arasında İzmit mutasarrıfı (valisi) olarak görev yapan Selim Sırrı Paşa, 1890 yılında merkezden geçen demiryolunun çevresine bu çınarları diktirmiştir.
On yıllardır bu çınarlar tarihi, devrimleri, insanları ve olayları izlerler. Bir mahkeme kurmazlar ne hâkimlik yaparlar ne de savcılık yaparlar. Sadece tanıklık ederler. Hepsi tek başına ve dimdik durur.
Orada “Eşhedü” der. “Ben tanığım. Hâkim, avukat, savcı değilim.” der.
İşte bu kente ve memlekete dair bu duruşu sergileyecek olan bir çınarın can suyunu bugün vermiş bulunmaktayım.
Allah ne size karşı mahcup etsin ne de emek ziyanlığı versin.
“Tam düşecekken tutunduğum tuğlayı kendime Rabb bellemeyeceğim.”
Geçici olana değil, kalıcı olana; yani her hür insan gibi mensubu olduğum milletimizi dinleyeceğiz, onlara tutunacağız. Kamunun yararını koruma ve duyurma vazifesine sıkı sıkıya bağlı kalacağız.
Türkiye’nin en çok üreten ve en çok vergi veren kentinin gelişmesi ve sürdürülebilir bir şekilde gelişmesi için mücadele edeceğiz. Sanayisi olduğu kadar kültür ve sanatı da olan, kendi nefes alanları bulunan bir kent olması için bir fark yaratmak temel önceliğimiz olacak.
Post truth politik bu çağda hakikati birlikte arayacağız.
Biz bugün, sosyal medya ekibimiz ve teknik ekibimiz dışında aslında 2 kişiyiz. Yazı İşleri koltuğunda, geçmişte beraber de çalıştığım Emre Orhan bulunuyor.
Biz aslında bugün gazete sahibi olmadık. Gazete sahibi işçiler olduk. Daha çok çalışmak, daha çok koşmak mecburiyetindeyiz.
Bu gazeteyi, Türk basın tarihinin unutulmaz gazetecilerinden Uğur Mumcu’nun doğum gününde yayın hayatına almayı özellikle seçtim. Çünkü Mumcu’nun gazeteciliği, gerçeğin peşinden gitmenin ve ne olursa olsun soru sormaktan vazgeçmemenin simgesiydi. Kocaeli Tanık Gazetesi onun doğduğu gün yayına başlayarak Uğur Mumcu'yu saygıyla selamlıyor.
Şimdilik bu kadar…
👏👏ilgi,sevgi ve itinayla takip edeceğim
Yayın hayatına hoş geldiniz, hayırlı uğurlu olsun.. hemen takip ediyorum..🇹🇷🇹🇷🇹🇷👏👏👏🕊️🕊️🕊️