GEBZE’NİN PARKLARINDA NELER OLUYOR?

Bir parkı yazarsın, “münferit olaydır” dersin. İkinci parkı yazarsın, “tesadüftür” dersin. Ama aynı şikâyetler Kılavuz Parkı’ndan, Topal Osman Ağa Parkı’ndan, Aşık Veysel Parkı’ndan ve şimdi de Yavuz Selim Parkı’ndan gelmeye başladıysa artık ortada tesadüf değil, ciddi şekilde konuşulması gereken bir sorun vardır.
Ben haftalardır aynı şeyi söylüyorum: Parklar çocukların, ailelerin, yaşlıların ve mahalle sakinlerinin alanıdır. Kimsenin kişisel eğlence ve taşkınlık alanı değildir.
Kılavuz Parkı’nı gündeme getirdik. Topal Osman Ağa Parkı’nı konuştuk. Ardından Aşık Veysel Parkı’ndan benzer şikâyetler geldi. Şimdi Yavuz Selim Parkı…
İhbarların ortak noktaları neredeyse aynı: egzozlu motosikletler, alkol, kavga ve gürültü, kimyasal madde kullanıldığı yönündeki şikâyetler ve gece saatlerinde oluşan huzursuzluk. Üstelik bazı ihbarlarda yaşı küçük çocukların da bu ortamların içerisinde bulunduğu belirtiliyor.
Benim sormak istediğim çok basit:
Daha kaç parkın adını yazmamız gerekiyor?
Bir vatandaş akşam çocuğuyla mahallesindeki parka giderken iki kere düşünüyorsa orada bir problem vardır. İnsanlar evlerinin birkaç metre ötesindeki park için “Akşam gitmeyelim” diyorsa orada bir problem vardır.
Bu şehirde park yapmak kadar o parkı güvenli tutmak da önemlidir. Betonunu döküp, bankını koyup, tabelasını asmakla iş bitmiyor. O alanın gerçekten vatandaş tarafından güvenle kullanılabildiğinden de emin olmak gerekiyor.
Bugün dört parkın adını açık açık yazıyorum: Kılavuz Parkı, Topal Osman Ağa Parkı, Aşık Veysel Parkı ve Yavuz Selim Parkı.
Yarın bu listeye beşinci, altıncı, yedinci parkın eklenmesini istemiyorum.
Çünkü mesele artık tek bir mahalle veya tek bir park meselesi değil. Mesele, Gebze’de vatandaşın kendi mahallesindeki parka huzur içinde gidip gidememesi meselesidir.
Yetkililerden beklenti de çok açık: Özellikle akşam ve gece saatlerinde denetimler artırılmalı, gelen ihbarlar dikkate alınmalı ve parklar yeniden gerçek sahiplerine, yani çocuklara, ailelere ve mahalle sakinlerine bırakılmalıdır.
Bir şehrin parklarında huzur yoksa, o şehirde “sosyal yaşam alanı yaptık” demek tek başına hiçbir şey ifade etmez.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
