
1988 yılında doğdum. Kendimi bildim bileli insanı, hayatı ve görünenin ardında işleyen o görünmez düzeni merak ettim. Çocukluğumdan itibaren semboller, doğal taşlar, eşzamanlılıklar ve hayatın önümüze çıkardığı küçük işaretler benim için yalnızca birer merak konusu olmadı. Aksine, dünyayı anlamaya çalışırken kullandığım birer anahtara dönüştüler.
Belki de bugün bulunduğum yere uzanan yolun ilk taşları, ben henüz bunun bir “yol” olduğunun farkında değilken döşenmeye başlamıştı.
Hayatım boyunca öğrenmeye karşı bitmek bilmeyen bir merakım oldu. Birbiriyle ilgili görünen ya da ilk bakışta hiçbir ortak noktası yokmuş gibi duran pek çok farklı alanda eğitim aldım. Çünkü zaman içinde şunu fark ettim: Bilgi, bizim onu ayırdığımız kadar parçalı değil. Bir alanda öğrendiğiniz bir şey, yıllar sonra bambaşka bir konunun kapısını açabiliyor.
Benim için bu parçaların birbirine bağlanmasında en önemli dönüm noktalarından biri, üstadım Oğuzhan Ceyhan ile yürüttüğüm multidisipliner astrolojiyi anlama ve çözme yolculuğu oldu.
Bu süreç bana yalnızca astroloji öğretmedi. Sembole nasıl bakılması gerektiğini, kadim bilgilerin izinin nasıl sürüleceğini ve belki de en önemlisi, bilmek ile idrak etmek arasındaki farkı öğretti.
Bugün astrolojiye baktığım yer de tam olarak burası.
Ben astrolojiyi, gökyüzündeki birkaç gezegeni bir araya getirip genel geçer yorumlar üretmek olarak görmüyorum. Benim için astroloji yaşayan, hareket eden ve sürekli bizimle konuşan bir dil.
Bazen bir gezegenin derecesinde, bazen bir açının oluşma biçiminde, bazen bir sembolde, bazen de bir döngünün tekrarında saklıdır anlatmak istediği…
Ve bana göre bu dilde hiçbir ayrıntı gereksiz değildir.
Gezegenleri, açıları, döngüleri ve sembolleri birbirinden bağımsız parçalar olarak değil; birbirleriyle konuşan büyük bir sistemin unsurları olarak okumaya çalışıyorum. Çünkü gökyüzünü anlamanın biraz da iz sürmek olduğuna inanıyorum.
İşin ilginç tarafı, mesleki ve akademik geçmişim ilk bakışta bütün bunlardan oldukça farklı görünebilir.
Asıl mesleğim yazılım mühendisliği. Bunun yanı sıra Bilgisayar Teknolojileri ve Programlama alanında eğitim aldım; ayrıca Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Öğretmenliği okudum. Meslek hayatımın bir döneminde robotik kodlama öğretmenliği yaptım. Uzun yıllar eğitim sektörünün içinde yer alarak hem öğretmenlik hem de yöneticilik görevlerinde bulundum.
Bugün geriye dönüp baktığımda, hayatımın bu iki tarafının aslında birbirinden hiç de uzak olmadığını görüyorum.
Yazılım bana sistem kurmayı, parçalar arasındaki bağlantıları görmeyi, bir problemin kaynağına inmeyi ve küçücük bir ayrıntının bütün sistemi nasıl değiştirebildiğini öğretti.
Astrolojide yaptığım da bundan çok farklı değil.
Bir haritaya baktığımda yalnızca gezegenleri görmüyorum; birbirleriyle bağlantı kuran değişkenlerden oluşan büyük bir sistem görüyorum. Bir göstergeyi tek başına ele almak yerine, onun sistemin geri kalanıyla nasıl konuştuğunu anlamaya çalışıyorum.
Belki de bu nedenle analitik düşünce ile sembolik düşünce benim dünyamda hiçbir zaman birbirinin karşıtı olmadı. Tam tersine, biri diğerini besledi.
Zaman içerisinde hayatımda karşıma çıkan işaretleri daha fazla görmezden gelmemeye karar verdim ve yönümü bilinçli bir şekilde değiştirdim. Eğitim ve teknoloji alanındaki birikimimi geride bırakmak yerine yanıma aldım; analitik aklı sezgisel bilgiyle birleştirerek tamamen astroloji ve sembol okuyuculuğu alanına yöneldim.
Bugün astroloji, numeroloji, tarot ve doğal taşlar üzerine eğitimler veriyor, bireysel danışmanlıklarımı sürdürüyorum. Fakat gerek eğitimlerimde gerekse danışmanlıklarımda kendime sürekli hatırlattığım önemli bir ilke var:
Benim işim insanlara yalnızca cevap vermek değil; onların kendi sorularını, sembollerini ve yaşamlarındaki tekrar eden döngüleri görebilmelerine yardımcı olmak.
Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey gelecekte ne olacağını bilmekten çok, bugün yaşadığının ona ne anlatmaya çalıştığını fark etmektir.
Teknolojiyle olan bağım da hiçbir zaman kopmadı.
Şu sıralar üzerinde heyecanla çalıştığım projelerden biri, Derun’dan esinlenerek tasarladığım hologram astrolog Asena. Yapay zekâ ile astrolojiyi aynı sistem içerisinde buluşturmayı amaçlayan bu çalışma, aslında benim hayat yolculuğumun da güzel bir özeti gibi.
Bir tarafta teknoloji, algoritmalar, sistemler ve analitik düşünce…
Diğer tarafta binlerce yıllık astrolojik bilgi, semboller, kadim öğretiler ve insanın bitmeyen anlam arayışı…
Ben ikisinden birini seçmek yerine, ikisinin nerede buluşabileceğini merak ediyorum.
Belki bu köşede de tam olarak bunu yapacağız.
Gökyüzüne bakacağız ama yalnızca burçlardan konuşmayacağız. Sembollerin izini süreceğiz. Astrolojinin farklı tekniklerine, kadim bilgilere, numerolojiye, tarotun sembolik dünyasına, doğal taşlara, eşzamanlılıklara ve zaman zaman bilim ile kadim öğretilerin kesiştiği sıra dışı konulara birlikte bakacağız.
Bazen bir gezegenin peşinden gideceğiz, bazen binlerce yıllık bir sembolün…
Bazen de hayatımızda “tesadüf” diyerek geçtiğimiz küçücük bir ayrıntının neden tam da o anda karşımıza çıktığını sorgulayacağız.
Burada size değişmez doğrular sunmak gibi bir iddiam yok.
Ama birlikte merak etmek, araştırmak, sorgulamak ve görünenin biraz daha arkasına bakmak gibi bir niyetim var.
Çünkü benim yolculuğum merakla başladı.
Yıllar içinde eğitimler, meslekler, insanlar ve bambaşka yollar hayatıma dâhil oldu. Fakat değişmeyen bir şey vardı: Görünenin ardındaki dili anlama isteğim.
Ve hâlâ aynı sorunun peşindeyim:
Gördüğümüz şey yalnızca gördüğümüz şey mi, yoksa hayat bize sürekli bir şeyler mi anlatıyor?
Bu köşede, birlikte izini süreceğiz.
Nergis Ergüven
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.