Güçlü Şirketler, Güçlü Takımlarla Kurulur

Bir fabrikanın başarısını ne belirler? Ürettiği ürünün kalitesi mi, kullandığı teknoloji mi, yoksa çalışanlarının deneyimi mi?
Elbette hepsi önemli. Ama bence çoğu zaman gözden kaçırdığımız bir konu var: Birlikte çalışma kültürü.
Kocaeli gibi sanayinin kalbinin attığı bir şehirde yaşıyoruz. Çevremizde onlarca fabrika, binlerce çalışan, büyük üretim hedefleri ve yoğun bir rekabet var. Şirketler teknolojiye, makinelere, yeni yatırımlara ciddi bütçeler ayırıyor. Peki, aynı yatırımı çalışanların birlikte çalışma becerilerine de yapıyor muyuz?
İşte burada son dönemde iş dünyasında daha fazla konuşulan bir kavram karşımıza çıkıyor: Takım koçluğu.
Takım koçluğu, bir grup çalışana nasıl iş yapacaklarını anlatmak değil. Onların birbirlerini daha iyi anlamalarını, ortak hedefler belirlemelerini, sorunlara birlikte çözüm üretmelerini sağlayan bir gelişim süreci.
İki örnek üzerinden düşünelim.
Birinci örnek: Aynı fabrikada, farklı hedefler
Bir fabrikada üretim müdürü daha hızlı üretim yapmak istiyor. Kalite müdürü ise hata oranını düşürmeye çalışıyor. Satış ekibi müşteriye verilen teslim tarihine odaklanıyor.
Aslında herkes işini iyi yapmak istiyor. Ama bir süre sonra bölümler birbirini suçlamaya başlıyor.
Böyle bir ekipte takım koçluğu uygulandığını düşünelim. İnsanlar ilk kez sadece kendi hedeflerini değil, ortak hedeflerini konuşmaya başlıyor. Birbirlerini dinliyor, sorumluluklarını yeniden değerlendiriyorlar.
Sonuçta değişen yalnızca iletişim olmuyor. Şirketin çalışma kültürü de değişmeye başlıyor.
İkinci örnek: İyi çalışanlar, sessiz toplantılar
Bir başka fabrikada deneyimli mühendislerden oluşan bir ekip düşünün. Herkes alanında başarılı. Ancak toplantılarda kimse fikrini rahatça söyleyemiyor. Hata yapmaktan ya da yöneticisinin tepkisinden çekiniyor.
Takım koçluğu sürecinde ekip, güven ortamını ve iletişim alışkanlıklarını sorguluyor. Zamanla çalışanlar fikirlerini daha açık paylaşmaya, sorunları saklamak yerine konuşmaya başlıyor.
Çünkü güçlü takımların ortak özelliklerinden biri, insanların kendilerini ifade edebilmeleri.
Bu iki örnek, karşılaşılabilecek iş hayatı durumları üzerinden oluşturulmuş senaryolar. Ancak bize önemli bir şeyi hatırlatıyor: Şirket kültürü, duvara asılan değerlerden çok, çalışanların birbirlerine nasıl davrandığıyla oluşuyor.
Ben de yöneticilik deneyimimin ardından koçluk alanında kendimi geliştirirken bu konuya özellikle önem veriyorum.
Çünkü inanıyorum ki Kocaeli sanayisinin geleceğine yapılacak en değerli yatırımlardan biri, insanı ve birlikte çalışma kültürünü güçlendirmek.
Şimdi yöneticilere küçük bir soru bırakmak istiyorum:
Şirketinizde herkes kendi işini iyi mi yapıyor, yoksa gerçekten iyi bir takım olarak mı çalışıyor?
İkisi arasında düşündüğümüzden çok daha büyük bir fark var.

Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
