HA LEYLİM

Mesleğim gereği kendimi yazıyla ifade etmeye hayli alışığım. Ancak iş sevgili dostum Cihat’ın gazetesinde yazmaya gelince uzunca süre neyi yazmam gerektiğine karar veremedim. Kadın hakları ile belediye soruşturmaları arasında gidip gelirken Mabel Matiz’in sulh ceza sorgusundaki beyanlarını okuma fırsatı buldum. İfadesinde kullandığı “İki insanın birbirine bakması , karşılıklı dans etmesi suç değildir. Birbirlerine aşk ile de bakıyor olabilirler, nefret ile de bakıyor olabilirler, kırgınlıkla da bakıyor olabilirler. Tüm bunlar edebiyatın konusuna dahildir ve suçlanmamalıdır. Sistematik bir şekilde yapmış olduğum çoğu eserden kimliğim üzerimden suç içerikli anlamlar çıkarılmasını kabul etmiyorum.” cümleleri o kadar fazla doğruyu içinde barındırıyordu ki rotamı insan kimliklerinden suç çıkarılmasına çevirmeden edemedim.
Türkiye’de gitgide daralan bir çemberde yaşamaya itildiğimizi, cümlemizin sonunu dinletebilmek için söze ahlakçı, geleneksel yahut millet bilincimizin ne denli yüksek olduğunu deklare ederek başlamanın ne kadar yorucu olduğunu düşündüm. Mabel Matiz bunu yapmamıştı. Evet kendisi henüz herhangi bir hapse girmemiş yalnızca yurt dışına çıkış yasağı verilerek serbest kalmıştı. Hatta geçen sene yine bir şarkısı nedeniyle yargılanmış ve sonucunda beraat etmişti. Eğer “bir tane hükmün açıklanmasının geri bırakılması verelim de beş sene sakin dursun” denmez ve makul bir zihinle yargılama yapılırsa bu suçlamadan da da beraat edeceğine hiç şüphem yok.
Ancak bir insanın sürekli toplumun ahlak yapısı denen bir çemberde tutulmak istenmesi , çembere yaklaşıldığını düşünülünce sürekli kendini bu izah etmeye zorlanması normal mi? Sürekli başına vurularak hizada tutulmaya çalışmak onur kırıcı değil mi ?
Toplumda çok ciddi ahlaki çöküntü varken kaynağını belki de iki erkeğin birbirine anlamlı bakarak dans etmesinde değil; getto çeteleşmelerde, bu çetelerin çoluk çocukları kullanmasında, bu insanların hapse girmekten korkmamasında, patlayıp giden dolandırıcılık suçlarında, faillerinin kapı komşumuz olacak kadar yaygın olmasında, tüm bunların yoksullaşmayla ilişkisinde, emek sömürüsünde, değil iş bulmak için hastane sırası için dahi “tanıdık” bulunmasında aramak lazım.
Ben klibi soruşturma haberleri sonrası izledim. Bakınca rengarenk bir Trakya düğünü gördüm. Mabel Matiz’e ilginç şekilde yakışan sarı peruğu gördüm. “Halılı” klibinden sonra en akılda kalan klip olduğunu düşündüm. Eşcinsel eski sevgiliye dair bir emare göremedim.
Elbette kimse benle aynı pencereden bakmak zorunda değil, ancak pencerenin dışını görmeye tahammülleri kalmamışsa perdeyi kapatıp başka yere bakmalarını tavsiye ederim. Nihayetinde takdir edilmeyen şarkıyı atlamak, kanalı değiştirmek, o sekmeyi kapatmak biz insanların elinde. İrademizi başkalarının yaşamlarına değil, kendi tercihlerimize çevirmemiz dileğiyle.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
