Jack Sparrow’dan sonra güvenli ama sıkıcı “Will Turner” adamları

Köşe yazımda hayatımıza bir fırtına gibi girip aklımızı başımızdan alan, sonra da kendi "Siyah İnci"sine atlayıp ufukta kaybolan Kaptan Jack Sparrow’ları konuşmuştuk. Hani şu kaçıngan bağlanmanın, Peter Pan sendromunun ve o tatlı karizmanın vücut bulmuş hali olan korsanlarımızı...
O yazının ardından gelen mesajlar ahhh! "Peki o zaman kime tutunacağız?"
İşte tam bu noktada, Karayip Korsanları üçlemesinin diğer kutbuna, yani Will Turner’lara geliyoruz.
Çünkü korsanın fırtınasında yıpranan her kadının yolu, bir gün mutlaka limanın en güvenli, en dürüst ve en sadık demircisine düşer.
Nedir Bu "Will Turner Sendromu"?
Sosyolojik olarak bakıldığında Will Turner, toplumun idealize ettiği "efendi erkek" kurgusunun kusursuz bir örneğidir.
Will’ler dürüsttür, çalışkandır, verilen sözü namus bilir. Sizi asla yarı yolda bırakmaz, ne zaman başınız sıkışsa orada biterler. Bir kadına adanmışlık konusunda onlardan üstünü yoktur; gerekirse sizin için kılıç kuşanır, dünyayı karşısına alır, hatta kalbini bir kutuya koyup size teslim bile edebilir.
Ancak bir psikolog gözüyle incelendiğinde bu aşırı adanmışlığın altında başka dinamikler vardır:
• Bağlanma Stili: Genelde Kaygılı/Güvenli Bağlanma arasındadır. Aşırı özverilidir. Kendi ihtiyaçlarını, tutkularını ve benliğini partnerinin varlığına göre şekillendirir.
• Kurtarıcı Rolü: Hayatındaki kadını idealize eder, onu bir nevi "kurtarılması gereken prenses" (Elizabeth Swann) mertebesine koyar. Ancak bu idealize etme hali, kadının gerçek ve kusurlu taraflarını görmesini zorlaştırır.
• Öngörülebilirlik: Bütün adımları bellidir. Yarın ne yapacağını, 5 yıl sonra nerede olacağını bilirsiniz. Risk almaz, kurallara uyar, düzene sadıktır.
"Güvenli" Olan Neden Bir Süre Sonra "Sıkıcı" Gelir?
İşte ilişkiler sosyolojisinin en büyük paradoksu tam olarak burasıdır: Kadınlar huzur ister ama zihin heyecanla beslenir.
Will Turner gibi adamlar hayatınızdayken geceleri mışıl mışıl uyursunuz. Telefonu çalmadığında "Acaba kiminle?" diye düşünmezsiniz. "Beni seviyor mu?" sorusu aklınızın ucundan bile geçmez.
Ama bir süre sonra o sarsılmaz güvenlik hissi, yerini hafif bir monotonluğa bırakır. Çünkü Will’lerin hayatında o öngörülemez kıvılcım, o spontane macera ruhu yoktur. Her şey o kadar tahmin edilebilirdir ki, ilişki bir noktadan sonra bir "görev ve sorumluluk" evrenine dönüşebilir.
Yani Jack Sparrow size adrenaline dayalı bir lunapark vaat ederken; Will Turner size sürprizsiz, düzenli ama bir miktar rutin bir müze turu sunar.
Korsan Fantezisi mi, Demirci Gerçeği mi?
İleri yaşların getirdiği o berrak bakış açısıyla ifade etmek gerekirse: Genç yaşlarda Jack Sparrow’ların peşinden koşup kalbimizi kırdırırız. 30’larda "Yeter artık, ben huzur istiyorum" deyip bir Will Turner’ın güvenli kollarına sığınırız.
Peki mutlu olur muyuz? Eğer içimizdeki o bitmeyen macera arayışını ve "kurtarıcı" fantezisini terbiye edebildiysek, evet. Will Turner’lar evlenilecek, aile olunacak, sırtınızı gözünüz kapalı yaslayabileceğiniz muazzam partnerlerdir.
Ancak içinizdeki o özgür ruhu tamamen bastırmadıysanız, günün birinde o güvenli limanda otururken gözünüzün ufuk çizgisine kayması ve "Ufukta bir yelkenli var mı?" diye bakmanız işten bile değildir.
Kıssadan hisse dersek...
Aşk hayatı bir denge sanatıdır hanımlar.
Sizi sürekli diken üstünde tutan bir korsanla yaşamak ruhunuzu tüketir; ama sizi fazlasıyla koruyup kollayan, her dediğinize "evet" diyen bir demirciyle yaşamak da heyecanınızı öldürebilir.
İdeal olan nedir biliyor musunuz? Hayatınıza giren Will Turner’a kendi içindeki küçük korsanı keşfetmesi için alan açmak; ona arada bir kuralları bozmanın, azıcık risk almanın ve tutkunun ne kadar güzel olduğunu öğretmektir.
Unutmayın; güven ruhu besler, heyecan ise ilişkiyi yaşatır. Kalbini size teslim eden bir adama denk geldiyseniz değerini bilin... Ama o kalbin arada bir hızlı çarpması için direksiyona geçmeyi de ihmal etmeyin!
Yorumlar(3)
Hüseyin Sözen Güzel bir yazı olmuş. Tebrik ederim
Birisi. Şahane bir yazı ve kusursuz anlatım,yüreğinize sağlık. ❤️❤️❤️
Levent Kalemine sağlık, keşke cesurca yaşanan duyguların anlamanı bilen bir nesil ile yaşıyor olsaydık🙂
