
2018 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 24 Haziran seçimlerinden beş gün önce yaptığı konuşmada, “24’ünde siz bu kardeşinize yetkiyi verin, ondan sonra bu faizle, şunla bunla nasıl uğraşılır göreceksiniz” ifadelerini kullanmıştı. O dönem benzinin litre fiyatı 7 TL’nin altında seyrediyordu.
Aradan yıllar geçti. 2 Mayıs 2023’te Gabar’daki büyük petrol keşfi kamuoyuna duyurulduğu dönemde İstanbul Anadolu Yakası’nda benzin 20,30 TL, motorin ise 19,70 TL seviyesindeydi.
Bugün ise geldiğimiz noktada motorin 100 TL sınırını aşmış durumda.
Ben bir vatandaş olarak şunu soruyorum: Bu ülke nereye gidiyor? Gabar’da petrol bulduk, üretimin arttığını konuştuk, enerjide bağımsızlık hedeflerinden bahsettik. Ama vatandaşın pompadaki faturası ağırlaşmaya devam ediyor.
Elbette akaryakıt fiyatı yalnızca Türkiye’de çıkarılan petrolle belirlenmiyor; döviz kuru, uluslararası petrol ve ürün fiyatları ile vergiler de pompa fiyatını doğrudan etkiliyor. Ancak vatandaşın baktığı yer sonuçta pompadaki tabela.
2018’de 7 TL’nin altında olan akaryakıtı, 2023’te yaklaşık 20 TL seviyelerini, bugün ise motorinde 100 TL’nin üzerini konuşuyoruz.
Üstelik mesele sadece arabaya mazot koymak değil. Mazot yükseldiğinde nakliye yükseliyor, tarımın ve üretimin maliyeti artıyor; bunun etkisi de marketten pazara kadar vatandaşın karşısına çıkıyor.
Ben siyasetten bağımsız olarak vatandaşın cebine bakıyorum. Rakamlar ortada, geçmişte söylenen sözler ortada, bugün pompadaki tabela da ortada.
Gerisini herkes kendi vicdanında değerlendirsin.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.