Nicomedia’nın Bir Burcu Olsaydı Hangisi Olurdu?

Bir şehrin burcu olabilir mi?
Astrolojik açıdan bir kentin gerçek anlamda haritasını çıkarmak istediğimizde kuruluş tarihine, mümkünse kuruluş saatine ve bulunduğu yere bakmamız gerekir. Fakat bazı şehirler vardır ki tarih boyunca üstlendikleri roller, yaşadıkları kırılmalar ve taşıdıkları karakter öylesine belirgindir ki insan ister istemez onları astrolojik arketiplerle düşünmeye başlar.
Ben İzmit’e, yani antik dünyanın Nicomedia’sına baktığımda bir burç diğerlerinden çok daha fazla öne çıkıyor: Oğlak.
Bunu yalnızca bugünkü İzmit’in sanayi ve üretim kimliği nedeniyle söylemiyorum. Nicomedia’nın yaklaşık iki bin üç yüz yıllık geçmişini okumaya başladığınızda karşınıza oldukça Satürnyen bir hikâye çıkıyor.
Bugünkü İzmit bölgesinin tarihi elbette Nicomedia’dan daha eski. Ancak kent, Bithynia Kralı I. Nikomedes tarafından yaklaşık MÖ 265–264 yıllarında yeniden kuruluyor, kralın adını alıyor ve Bithynia Krallığı’nın başkenti haline geliyor. Daha sonra Roma döneminde de önemini koruyor.
Tam burada Oğlak sembolizmi kendisini göstermeye başlıyor. Çünkü Oğlak’ın yöneticisi Satürn astrolojide yalnızca engelleri, gecikmeleri ya da zorlukları anlatmaz. Devlet, otorite, kurumlar, yönetim, hiyerarşi, sistem ve zaman içerisinde kalıcı hale gelen yapılar da Satürn’ün alanındadır.
Nicomedia’nın kaderinde de bunların hemen hepsi var.
Özellikle Roma İmparatoru Diocletianus dönemine geldiğimizde şehir çok daha farklı bir konuma yükseliyor. Nicomedia, imparatorluğun doğudaki önemli yönetim merkezlerinden biri haline geliyor. Burada imparatorluk sarayı, darphane, silahhane ve tersaneler bulunuyor. Konstantinopolis’in yükselişinden önce doğudaki imparatorluk gücünün önemli merkezlerinden biri burası.
Dolayısıyla Nicomedia’ya yalnızca “eski bir kent” gözüyle bakmak bana biraz haksızlık gibi geliyor. Çünkü bu şehrin hafızasında krallar var, imparatorlar var, saraylar, askerler, devlet yönetimi ve para basılan darphaneler var. Kısacası otorite var.
Fakat benim Nicomedia’yı Oğlak olarak düşünmemin asıl nedeni yalnızca bunlar değil.
Oğlak arketipinin en belirgin özelliklerinden biri dayanıklılıktır. Satürn’ün dünyasında yapı kurmak kolay değildir. Zaman sınar, bazen kurulan yapı çöker ve her şeye yeniden başlamak gerekir. Fakat Satürn’ün asıl gücü de tam burada ortaya çıkar: yeniden kurabilmek.
Nicomedia’nın tarihinde bu tema şaşırtıcı biçimde tekrar ediyor.
Şehir saldırılar görüyor, büyük depremler yaşıyor, siyasal önemini kaybettiği dönemlerden geçiyor ama ortadan kaybolmuyor. MS 358’de meydana gelen büyük deprem Nicomedia’ya çok ağır zarar veriyor. Ardından şehir yeniden ayağa kalkıyor. Sonra başka dönemler, başka yıkımlar, başka yönetimler geliyor.
İmparatorluklar değişiyor, şehrin adı değişiyor ama şehir kalıyor.
Bana kalırsa Nicomedia’nın Oğlak tarafını en güzel anlatan şey tam olarak bu. Çünkü Satürn’ün öğretisi hiç yıkılmamak değildir; yıkıldığınız yerde yeniden bir yapı kurabilmektir.
Bir de İzmit’in çok ilginç bir özelliği var. Bugün Roma döneminin o görkemli Nicomedia’sını bütünüyle göremiyoruz. Antik kentin önemli bir bölümü modern İzmit’in altında.
Bunu düşündüğümde karşıma yine Satürn çıkıyor.
Bugünün şehri var, onun altında başka bir şehir, onun altında başka bir dönemin izleri… Zaman adeta katman katman toprağın altında birikmiş durumda. İzmit sokaklarında yürürken aslında farkında olmadan Roma dünyasının en önemli kentlerinden birinin üzerinde yürüyoruz.
Satürn zaten zamanla ilgilidir. Yaşlanmakla, geçmişten kalan yapılarla, tarihin ağırlığıyla ve zamanın geride bıraktığı izlerle…
Ama Nicomedia’nın yalnızca Oğlak olduğunu söylemek de bana yeterli gelmiyor. Eğer sembolik olarak bir şehir haritası oluşturacak olsaydım yükselenine muhtemelen Akrep’i yerleştirirdim.
Çünkü bu şehirde çok güçlü bir ölüm ve yeniden doğuş hikâyesi var. Depremler, istilalar, yıkımlar, imparatorlukların yükselişi ve çöküşü… Buna rağmen aynı şehrin başka bir kimlikle yeniden ortaya çıkması.
Bu tarafı bana oldukça Plütonik geliyor. Yani Oğlak ona dayanıklılığı veriyorsa Akrep de dönüşebilme gücünü veriyor diyebiliriz.
Bir başka dikkat çekici nokta ise Nicomedia’nın coğrafi konumu.
Kent, İzmit Körfezi’nin başında ve tarih boyunca önemli ulaşım yollarının üzerinde bulunuyor. Avrupa ile Anadolu ve daha doğudaki bölgeler arasındaki güzergâhlardan biri üzerinde olması ve önemli bir limana sahip bulunması şehrin gelişmesinde büyük rol oynuyor. Nicomedialı tüccarların Roma İmparatorluğu’nun farklı bölgelerinde faaliyet gösterdiğini de biliyoruz.
Burada ise Merkür sembolizmini görmek mümkün. Ticaret, yollar, bağlantılar, hareket, haberler ve insanların ya da malların bir noktadan başka bir noktaya taşınması…
Daha da ilginci, binlerce yıl sonra bu işlevin tamamen ortadan kalkmamış olması. Antik çağda Doğu ile Batı arasındaki önemli geçiş noktalarından biri olan şehir, bugün de İstanbul’u Anadolu’ya bağlayan son derece önemli bir ulaşım, ticaret ve sanayi hattının üzerinde.
Şehir değişmiş ama bazı görevleri değişmemiş gibi.
Bir de elbette deniz var.
Nicomedia’yı yalnızca taş, devlet, yapı ve Satürn üzerinden okumak eksik kalır. Çünkü bu şehir aynı zamanda bir körfez şehri. Korunaklı limanı antik dönemde ona ciddi bir avantaj sağlamış, deniz ve ticaret şehrin gelişiminde önemli bir rol oynamış.
İşte burada benim için üçüncü burç ortaya çıkıyor: Yengeç.
Eğer Nicomedia’ya sembolik bir Ay burcu verecek olsaydım muhtemelen Yengeç derdim. Üstelik yalnızca denizin kıyısında olduğu için değil.
Yengeç astrolojide hafızayla çok yakından ilişkilidir. Geçmişi, kökleri, ait olduğumuz yeri ve geçmişin bugünün içerisinde yaşamaya devam eden tarafını anlatır.
Nicomedia ise gerçekten hafızasının üzerinde yaşayan bir şehir.
Modern İzmit’in altında antik Nicomedia’nın izleri bulunuyor. Bugünün yaşamının altında Roma’nın, Bithynia’nın ve çok daha eski dönemlerin hikâyeleri yatıyor. Bir tarafta Satürn zamanı tutarken, diğer tarafta Ay o zamanın hatırasını saklıyor gibi.
Üstelik Yengeç’in su, korunma ve aidiyet sembolizmi düşünüldüğünde İzmit Körfezi’nin kenti çevreleyen ve tarih boyunca ona korunaklı bir liman sağlayan yapısı da bu benzetmeyi benim için tamamlıyor.
Sonra bugünkü İzmit’e bakıyorum.
Bir zamanlar başkent olmuş, Roma döneminde yönetim merkezi haline gelmiş, önemli bir limana sahip olmuş, Doğu ile Batı arasındaki geçiş yollarından birinin üzerinde durmuş, büyük depremler yaşamış ve defalarca yeniden kurulmuş bir şehir… Bugün ise Türkiye’nin en önemli üretim ve sanayi merkezlerinden biri.
İki bin yıldan fazla zaman geçmiş ama bazı temalar hâlâ orada.
Bu yüzden benim hayali şehir haritamda Nicomedia’nın Güneş’i Oğlak, yükseleni Akrep, Ay’ı ise muhtemelen Yengeç olurdu.
Oğlak ona ayakta kalmayı öğretmiş gibi.
Akrep, yıkıldığı yerden başka bir biçimde yeniden doğmayı.
Yengeç ise geçmişini hiçbir zaman tamamen unutmamayı…
Elbette bunlar Nicomedia’nın gerçek astrolojik yerleşimleri değil. Elimizde kesin bir kuruluş günü ve saati olmadan böyle bir iddiada bulunamayız. Benim yaptığım, şehrin tarihini astrolojinin sembolik diliyle okumak.
Ama bazen bir şehrin karakterini anlamak için yalnızca bugün nasıl göründüğüne değil, yüzyıllardır başına neler geldiğine de bakmak gerekiyor.
Çünkü bazı şehirler güzellikleriyle hatırlanır, bazıları hikâyeleriyle…
Bazılarıysa ne kadar yıkılırsa yıkılsın yeniden ayağa kalkmalarıyla.
Nicomedia bana hep üçüncüsünü anlatıyor.
Zamana rağmen değil, zaman sayesinde güçlenen bir şehir…
Haftaya görüşmek üzere
Nergis Ergüven
Yorumlar(1)
Emka Mükemmel bir benzetme.bir şehrin tarihini astroloji ile anlatma.Tebrikler.
