Sanat Haliç'e demir attı

Haliç kıyısında tarihi Tersane İstanbul’un atmosferinde çağdaş sanatın farklı coğrafyaları buluşuyor. Contemporary İstanbul’un 21. edisyonu, sanatçı ve galerileri İstanbul’da bir araya getirirken fuarın uluslararası ruhunu da mekanın tarihi dokusuyla buluşturuyor.
16 ülkeden 70 galeri, 736 sanatçı ve 1372 eserin yer aldığı Contemporary İstanbul yalnızca geniş katılımıyla değil, farklı sanat coğrafyalarıyla da dikkat çekiyor. Fuarda bu sene öne çıkan başlık ise ‘FOCUS ASİA’ Asya’nın farklı sanatçı ve galerilerini buluşturan bu özel program, fuarın rotasını doğuya çevirirken İstanbul’un yüzyıllardır farklı kültürleri buluşturan yapısıyla da güzel bir karşılaştırma yaratıyor.
Bu karşılaşmanın en dikkat çekici örneklerinden biri Japon sanatçı Chisato Matsumoto’nun ‘‘Sail of Light’’ adlı mekana özgü olan enstalasyonu. Geleneksel bir teknikle şekillendirilen kumaşlar, halatlar, makaralar ışıkla bir araya geliyor. Tavandan süzülen bu form bazen kanatları bazen yelkenleri andırıyor. Eserin Tersane İstanbul için özel olarak tasarlanmış olması ise çalışmaya ayrı bir anlam katıyor. Japonya’nın geleneksel el işçiliği ile Tersane’nin denizcilik hafızası aynı mekanda birbirine dokunuyor.
Belki de Contemporary İstanbul’un en güzel taraflarından biri de bu, eserleri yalnızca bulunduğu mekanda görmek değil, mekanın da eserin bir parçası haline dönüşmesine tanıklık etmek.

Chisato Matsumoto, Sail of Light
Asya odağında karşımıza çıkan bir diğer önemli isim ise Yoyoi Kusama. Noktaları, tekrarları ve sonsuzluk duygusuyla kendine özgü bir sanat evreni yaratan Kusama’nın eserleri bu yıl fuarda izleyiciyle buluşuyor. Pumpkin serigrafisinin yanı sıra farklı Kusama işleri de fuardaki seçkiler arasında yer alıyor. Üstelik sanatçının bu yıl 97 yaşında hayatını kaybetmesinin ardından eserlerinin bu edisyonda yer alması fuara ayrı bir duygu katıyor.


Yayoi Kusama, Pumpkin
Contemporary İstanbul’un dikkat çeken başka bir ismi ise bu kez çağdaş sanat dünyasından değil, sinemadan geliyor: Johnny Depp. Depp’in ilk heykeli olan The Bunnyman, iki metre yüksekliğinde beyaz bronz formuyla fuarda karşılaşılan sıra dışı işlerden biri daha önce Şanghay’da sergilenen eser, İstanbul’da ilk kez bir sanat fuarında izleyici ile buluşuyor.
The Bunnyman’in hikayesi ise eserin kendisi kadar ilginç. Yarı insan yarı tavşan figürü olan heykel Depp’in çocukluk dönemindeki tekrarlayan rüyalarından ve oğlu Jack’in çocukken yaptığı bir çizimden besleniyor. Böylece Hollywood’un tanınmış yüzlerinden biri kendi kişisel hikayesinden yola çıkarak heykel sanatında karşımıza çıkıyor.

Johnny Depp, The Bunnyman
Fuarın kapalı alanlarından çıkıp Haliç kıyısına geldiğimizde ise ölçek bir anda değişiyor. Karşımızda Jaume Plensa’nın ‘Juana’sı beliriyor.
Yaklaşık yedi metre yüksekliğindeki anıtsal heykel, gözleri kapalı genç bir kadın yüzünü betimliyor. Dökme demirden yapılan Juana, Tersane’nin geniş açık alanında bütün ağırlığıyla dururken, yüzündeki sakin ifade eserin fiziksel büyüklüğüyle ilginç bir tezat oluşturuyor. Haliç’in tarihi yapılarının ve değişen gün ışığının içinde heykelin yarattığı etki ise kapalı bir galeri salonunda karşılaşılabilecek bir işten oldukça farklı.

Jaume Plensa, Juana
Belki de Contemporary İstanbul’un 21. Edisyonunun asıl hikayesi burada tamamlanıyor. Çünkü bu fuarda sanat yalnızca duvarların üzerinde ya da galerinin içinde karşımıza çıkmıyor. Mekanla tarihle ve İstanbul’un kendisiyle konuşuyor.
Ve Haliç yüzyıllarıdır İstanbul’un değişen hikayelerine tanıklık ediyor. Bu yıl o hikayenin bir bölümü de çağdaş sanat yazıyor.
Yorumlar(1)
Dilek Harika bakış açısı. Keşke okuduktan sonra gitseydim. Çok daha farklı bakardım👌🏻 ve olağanüstü Haliç manzarası. Her zaman bu işin odağında🙌
