Siz de utanıyor musunuz?

“Bizim aslımız rengi uçmuş bir kıvılcım iken, onun bakışı ile cihanı kaplayan ve aydınlatan bir güneş haline geldik.”
Muhammed İkbal’in ulu önder Mustafa Kemal için söylediği bu söz, bir lidere yöneltilmiş şiirsel bir övgüden fazlasını taşır. Bir halkın kendisine bakışının değişimini anlatır.
İkbal’in “rengi uçmuş kıvılcım”ı seçmesi boşuna değildir.
Sönmüş bir ateşten söz etmez. Kıvılcım hala oradadır; fakat gücünü, rengini ve kendisine olan inancını kaybetmiştir. Onu güneşe dönüştüren bakış da yoktan var eden mucizevi bir kudret değil, kıvılcıma içinde taşıdığı ateşi yeniden hatırlatan bir bakıştır.
Mustafa Kemal’in tarihsel büyüklüğü belki de en çok burada belirir: Yıllardır yenilgilerle örselenmiş bir halkın karşısında kurtarılmayı bekleyen çaresiz bir kalabalık değil, kendi kaderini değiştirebilecek bir siyasal özne!
Bir rejimin gerçek adı yalnız anayasasında değil, insana nasıl baktığında yazılıdır.
Cumhuriyet; insanı padişahın kulu değil yurttaş, kaderin nesnesi değil irade sahibi kabul etti. Egemenliği soydan ve saraydan alarak halka verdi. Hukuku hükümdarın buyruğundan, eğitimi ayrıcalıktan, kadını hayatın kıyısında tutulmaktan kurtarmaya yöneldi.
Bu nedenle Cumhuriyet, bir yönetim biçiminden önce bir insan tasavvurudur.
İkbal’in “güneş”i de yalnızca parlaklığı anlatmaz. Güneş ışığını seçerek dağıtmaz; soyadına, servetine, inancına veya cinsiyetine göre bazı yüzleri aydınlatıp diğerlerini karanlıkta bırakmaz.
Cumhuriyet’in eşitlik vaadi, biraz da böyle bir ışığın vaadidir.
Ne var ki büyük fikirleri etkisizleştirmenin en kolay yollarından biri, onları hayatın içinden çıkarıp törenlerin içine yerleştirmektir. Bir düşünce merasim eşyasına dönüştüğünde dokunulmaz olabilir; fakat artık hayata da dokunmaz.
Cumhuriyet’i yalnız bayraklarda, marşlarda ve geçmiş zaman cümlelerinde ararsak biçimini korur, anlamını kaybederiz. Oysa Cumhuriyet, bayram günü meydanlarda olduğu kadar sıradan bir günde de yaşamalıdır: Yargıç karar verirken yalnız hukuka bakabildiğinde, bir kız çocuğu kendi geleceğini seçebildiğinde, yoksul bir ailenin çocuğu nitelikli eğitime ulaşabildiğinde…
Bugün Cumhuriyet’in vaadi ile yaşadığımız hayat arasındaki mesafe bizi rahatsız ediyorsa, belki de umut tam olarak bu rahatsızlığın içindedir.
Publilius Syrus’un iki bin yıl öncesinden gelen bir sözü vardır:
“Spes est salutis, ubi hominem obiurgat pudor.”
İnsanı utanç azarlıyorsa, kurtuluş umudu vardır.
Buradaki utanç, başkalarının karşısında küçük düşmek değildir. İnsanın kendi ölçüsünün altına düştüğünü fark ettiğinde duyduğu ahlaki sarsıntıdır. Utanç, bu anlamıyla bir zayıflık değil, ölçü bilgisidir. İnsan ne olması gerektiğini bildiği için neye dönüştüğünden utanır.
Toplumlar için de böyledir.
Hukuksuzluk karşısında içimiz hala sızlıyor, eşitsizliği olağan kabul edemiyor, liyakatsizliği içimize sindiremiyor ve başkasının yoksulluğundan rahatsızlık duyuyorsak inandıklarımızla bağlarımız kopmuş değildir.
Asıl tehlike yanlışın varlığı değil, yanlış karşısında hiçbir şey hissetmemeye başlamaktır.
Cumhuriyet bize yalnız kurumlar değil, kendimizi ölçebileceğimiz bir değerler bütünü de bıraktı. Bugün eksildiğimiz yerleri görebiliyor olmamız, o ölçüyü bütünüyle kaybetmediğimizi gösterir.
Umut, içinde bulunduğumuz karanlığı inkar etmek değildir. Karanlığa teslim olmamaktır. Her şeyin iyiye gideceğini düşünmek değil; iyiye gitmeyen şeylerin değiştirilebileceğini bilmektir.
İkbal, kıvılcımın güneşe dönüşebileceğini söyler. Publilius Syrus ise o kıvılcımın henüz sönmediğini nasıl anlayacağımızı: Vicdanımız bizi hala azarlıyorsa, küllerin altında ateş var demektir.
Fakat o kurucu bakışı artık bir kurtarıcıdan bekleyemeyiz.
Birbirimize ve bu ülkenin geleceğine o gözle bakmak; her insanın içinde ortak dünyamızı aydınlatabilecek bir imkan bulunduğunu yeniden görmek zorundayız.
Kıvılcım sönmedi.
Belki rengi uçtu, belki üzeri küllerle örtüldü.
Ama kendi eksilişinden hala utanabilen, itiraz edebilen ve değişebileceğine inanan bir halk için kurtuluş ümidi de Cumhuriyet de hala canlıdır.
Biliyorum sen de utanıyorsun…
Yaşatılandan duyduğun utancın farkına var, kıvılcımı güneş kılacak kurtuluş oradadır!
Birlikte Cumhuriyet güneşini yeniden parlatabilmek dileğiyle,
Ulu önderin en kıymetli eseri Cumhuriyet’imizin bayramı kutlu olsun.
Yorumlar(8)
Ümit Dinç Kalemine, yüreğine sağlık. Cumhuriyet ilelebet var olacaktır. Cumhuriyet Bayramımız Kutlu Olsun Ne Mutlu TÜRK'ÜM diyene 🇹🇷❤️🇹🇷
Murat Özsoy Kalemine,yüreğine ve emeğine sağlık kardeşim. Mükemmel bir yazı olmuş.
İlyas KULA Cumhuriyetimizin ilelebet var olacağına inanıyorum. Bayramımız kutlu olsun.
CAHİDE AKŞİT Anılım canım benim o güzel yüregine kalemine saglık.Okudum Çok duygulandım .Allah yolunu bahtını açık etsin her daim duacıyım sizlere.Canım oğlum iyiki tanıdım sizleri çok seviyorum 🥰🫂♥️🍀🌷🦋🌹🌼🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Nihal Bravo
Baris Onur Ellerine sağlık harika bir yazı çok duygulandım emeğine sağlık anıl bey
Nermin ölçer Yüreğine sağlık, kalemine sağlık, Anıl kardeşim çok duygulandım , harika bir yazı
Önder Anıl Bey, Çok güzel bir yazı olmuş emeğinize sağlık.
