Venüs'ün yıldızı: Kalbimizin sekiz yıllık hafızası

Sekiz yıl önce kimi seviyordunuz? Neye sahip olursanız mutlu olacağınıza inanıyordunuz? Bugün dönüp baktığınızda, uğruna kendinizden vazgeçtiğiniz şey hâlâ aynı değeri taşıyor mu?
Bazı soruların cevabını zamanla buluruz. Bir zamanlar vazgeçilmez sandığımız insanın ardından hayatın devam ettiğini, çok istediğimiz bir şeye sahip olduğumuzda içimizdeki eksikliğin kendiliğinden kapanmadığını öğreniriz. Bazen de yıllar sonra aynı meseleyle karşılaşıp şaşırırız: İnsanlar, şehirler, koşullar değişmiştir ama içimizde tanıdık bir duygu vardır.
Astrolojide Venüs’ün döngüsü, tam da bu tanıdıklığın üzerinde düşünmemize imkân verir. Çünkü Venüs, aşk kadar seçimlerimizle de ilgilidir. Kime yaklaştığımız, neye para harcadığımız, hangi yeteneğimizi kıymetli bulduğumuz ve sevilmek uğruna nelerden vazgeçtiğimiz, onun sembolik dünyasına aittir.
Üstelik bu dünyanın gökyüzünde son derece zarif bir geometrisi vardır.
Venüs’ün Güneş ve Dünya ile benzer bir konuma yeniden gelmesi yaklaşık 584 gün sürer. Bu döngü beş kez tekrarlandığında yaklaşık sekiz yıl geçmiş olur. Venüs’ün Dünya ile Güneş arasından geçtiği alt kavuşumların zodyaktaki konumları sırayla birleştirildiğinde, beş köşeli bir yıldızı andıran desen ortaya çıkar. Venüs gökyüzünde gözle görülen bir yıldız çizerek ilerlemez; bu şekil, belirli zamanlardaki konumlarının birleştirilmesiyle oluşur. Döngü de kusursuz biçimde kapanmaz; her sekiz yılda biraz kayar.
Bu küçük kayma bana insan hayatını hatırlatır. Aynı yere döndüğümüzü düşündüğümüzde bile aslında biraz değişmişizdir. Bir zamanlar susarak karşıladığımız söze artık itiraz edebiliriz. Eskiden kaybetmekten korktuğumuz bir ilişkiye bugün daha sakin bakabiliriz. Yıllar önce cesaret edemediğimiz bir işe, bütün belirsizliğine rağmen başlayabiliriz.
Venüs’ün yıldızı, astrolojik açıdan böyle bir olgunlaşmanın sembolü olarak okunabilir.
Venüs denildiğinde çoğumuzun aklına önce aşk gelir. Oysa bir insanın sevgi hayatıyla değer duygusu arasında ne kadar yakın bir bağ vardır. Kendimizi hangi koşullarda sevilmeye layık görüyoruz? Hep anlayışlı olduğumuzda mı? Hiçbir şey talep etmediğimizde mi? Başkalarının hayatını kolaylaştırdığımız sürece mi?
Bir ilişkide sürekli veren taraf olmaktan şikâyet edip yine aynı yerde kalıyorsak, orada yalnızca karşımızdaki kişinin davranışlarına bakmak yetmez. Kendi içimizde sevgiyle fedakârlığı nerede birbirine karıştırdığımızı da görmemiz gerekir.
Venüs döngülerinin astrolojik yorumunda bu yüzden eski ilişkiler kadar eski alışkanlıklar da önemlidir. Geçmişten birinin kapıyı çalması dikkat çekebilir; fakat bazen asıl mesele, o kişi karşısında yeniden büründüğümüz eski hâlimizdir. Yıllar sonra gelen bir mesaj, içimizde çoktan kapanmış sandığımız bir beklentiyi uyandırabilir. O anda vereceğimiz cevap, aradan geçen zamanda kendimizle nasıl bir ilişki kurduğumuzu da anlatır.
Elbette her sekiz yılda aynı insanın geri gelmesini ya da aynı olayın tekrarlanmasını bekleyemeyiz. Astrolojik sembolizmde üzerinde durulan, benzer temaların başka koşullar altında yeniden belirginleşmesidir. Bir dönem evlilik içinde yaşanan değer görme meselesi, başka bir dönemde iş ortaklığında karşımıza çıkabilir. Bir zamanlar sevgimizi kazanması için çabaladığımız kişinin yerini, bu kez onayını beklediğimiz bir yönetici alabilir.
Sahne değişirken duygunun tanıdık kalması bundandır.
Venüs’ün para ve kazançla ilişkilendirilmesi de aynı değer meselesine uzanır. Emeğimize biçtiğimiz karşılık, yeteneklerimizi sunarken duyduğumuz güven, kendimiz için yaptığımız harcamalarda hissettiğimiz rahatlık ya da suçluluk… Bunların her biri, neyi hak ettiğimize dair düşüncelerimizden iz taşır.
Kimi insan başkasına hediye alırken cömerttir, kendisine bir şey alırken uzun uzun hesap yapar. Kimi işini büyük bir özenle yapar ama ücretini söylemeye çekinir. Kimi de beğenilmek, bir çevreye ait olmak veya kendini daha iyi hissetmek için bütçesini zorlar. Venüs’ün astrolojik dili, bu seçimlerin ardındaki ihtiyaca bakmamızı ister.
Bazen ihtiyacımız olan şey daha fazlasını satın almak değil, yaptığımız işin karşılığını isteyebilmektir. Bazen de hayatı sürekli ertelediğimizi fark edip güzel bir sofraya, bir konsere, içimize sinen bir kıyafete yer açmaktır. Değer duygusu, hem sınır koyabilmekte hem de yaşamdan keyif almaya izin verebilmekte kendini gösterir.
Venüs retrosu da bu geniş döngünün içinde değerlendirilir. Astrolojide bu dönemler, ilişkilerimizi, zevklerimizi ve önceliklerimizi yeniden gözden geçirme zamanları olarak ele alınır. Bir zamanlar çok sevdiğimiz bir şeyin artık bize hitap etmediğini anlayabiliriz. Uzun süredir sürdürdüğümüz bir beraberliğin içinde konuşulmamış ihtiyaçlarımızı fark edebiliriz. Yarım bıraktığımız bir sanat çalışmasına yeniden ilgi duyabiliriz.
Burada herkes için geçerli tek bir sonuç aramak yanıltıcı olur. Döngünün doğum haritasında hangi alana denk geldiği ve hangi göstergelerle temas kurduğu, astrolojik yorumun yönünü değiştirir. Bir kişi için ortaklıklar öne çıkarken, bir başkası için gelir, aile ilişkileri ya da yaratıcılık önem kazanabilir.
Yine de hepimizin kendimize yöneltebileceği bir soru vardır: Bugün değer verdiğim şeyleri gerçekten ben mi seçtim?
Çünkü bazen yıllarımızı, bize ait olmayan bir mutluluk tarifinin peşinde geçiririz. Nasıl bir evde yaşayacağımızı, nasıl görüneceğimizi, kim tarafından sevilirsek başarılı sayılacağımızı başkalarının ölçülerine göre belirleriz. Sonra bir gün, her şey yerli yerindeyken içimize sinmeyen bir şey olduğunu fark ederiz.
O fark edişin ardından küçük ama önemli değişiklikler gelir. Bir davete gitmek istemediğimizi söyleyebiliriz. Emeğimizi küçümseyen bir teklifi geri çevirebiliriz. Uzun zamandır elimizi sürmediğimiz boyaları çıkarabilir, sevdiğimiz müziği yeniden açabiliriz. Hayatımızın içinde kendimize ait bir zevki, bir isteği, bir sesi geri alırız.
Venüs’ün sekiz yıllık ritmine bakmak isteyenler, geçmişteki benzer dönemleri bu gözle düşünebilir. O yıllarda kim vardı sorusunun yanına, “Ben nasıl biriydim?” sorusunu da koyabilirler. Neye razıydım? Neyi söyleyemiyordum? Hangi yeteneğimi önemsemiyordum? Bugün aynı durumda olsam nasıl davranırdım?
Belki en anlamlı cevap, artık neyi seçmeyeceğimizi bildiğimiz yerde saklıdır.
Gökyüzündeki beş köşeli desen tamamlanırken bizim hayatımızda da bazı tercihler belirginleşir. Her seferinde büyük bir aşk, ayrılık ya da kazanç yaşanması gerekmez. Bazen yılların değişimi, tek bir cümlede duyulur:
“Ben bunu istemiyorum.”
Bazen de uzun bir sessizliğin ardından söylediğimiz başka bir cümlede:
“Bunu kendim için istiyorum.”
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
