Finansal davranışlarımız gerçekten bütçemizle mi ilgili?

Sosyal medyadan arkadaş sohbetlerine; aile masalarından iç dünyalarımıza kadar her alanı iki konunun domine ettiği bir süreçten geçiyoruz: Psikoloji ve para. Savaşlar, krizler, politik tartışmalar derken en büyük zararı bu iki alandan gördüğümüz gerçek. Peki bu iki konunun birbirinden tamamen ayrı olmadığını hiç düşündünüz mü?
Para ile ilgili konuşmak toplumumuzda hep biraz ayıp olsa da genel kurallar hepimize öğretildi: Kazandığından az harca, düzenli birikim yap, borçlanmamak için çalış, borçlandıysan düzenli öde. Kurallar bu kadar basitse neden çoğumuz bu kuralları uygulamakta bu denli zorlanıyoruz? Çünkü para sadece hesap işi değildir.
Morgan Housel, Paranın Psikolojisi kitabında işte tam da bu konuya değiniyor. Bugün psikolojik araştırmalar sonucu da görüyoruz ki finansal davranışlarımız sadece hesap makinesinin işi değildir. Finansal kararlarınızın çoğunu siz değil; geçmişiniz, aileniz, korkularınız, arzularınız, öğrendiğiniz davranış biçimleri ya da kabul etmediğiniz davranış biçimleri şekillendiriyor. Yanılgılarımız tam da burada başlıyor, hiçbirimiz aynı finansal gerçeklikte yaşamıyoruz; aynı gelir düzeylerinde olsak bile.
Herkesin Normali
Para konusunda neden bu kadar çeşitli davranışlar gösterdiğimizi anlamak içinse hangi dünyalarda büyüdüğümüzü anlamamız gerekiyor. Eminim ki çevrenizde bankada güvenliğini sağlayacak kadar parası olduğu halde kahve almaktan imtina eden insanlar, az kazandığı halde lüks tüketimden mahrum kalmayanlar, sizinle aynı ekonomik düzeyde olduğu halde sizden daha kaliteli yaşayanlar ya da daha çok borçlananlar vardır. Bazı insanlar için ekonomik kriz, nakitlerin tükenmesiyle; bazı insanlar içinse icra işlemleriyle başlar.
Anne babalarımız için ev-araba sahibi olmak normalken dışarıda kahve içmek lüks sayılırdı. Kimi için ev almak güvenliğin kendisiyken kimi için bu bedel hayatın kendisine, yemeye, içmeye harcanmalıdır. Tacir ailede büyüyen bir çocuk için borçlanmak, kredi, iflas gibi kavramlar ekonomik davranışın kendisiyken memur ailede büyüyen çocuk için korkutucu olabilir. Bazıları tüm parasını altına, hisse senedine yatırırken kimi için lüks çanta koleksiyonu yatırım aracı olabilir. Peki hangisi irrasyonel?
Housel'in önemli tespitlerinden biri tam burada karşımıza çıkıyor: "Kimse deli değil." İnsanlar çoğo zaman kendi deneyimleri doğrultusunda mantıklı kararlar veriyor. Bize anlamsız gelen bir finansal karar, o kararı veren kişinin geçmişi düşünüldüğünde oldukça anlaşılır olabilir. Çünkü herkes parayla kendi kişisel ilişkisini yaşıyor.
Şans & Risk
Housel, kitabında finansal durumunuzun tamamen sizinle ilgili olmadığını da vurguluyor. Çevresel faktörler bir yana; şans ve risk faktörü de her zaman yerini koruyor. Bir insanın finansal olarak kötü bir noktada olması her zaman kötü kararlar verdiği anlamına gelmiyor. Bazen risk gerçekleşmiştir. Bazen zamanlama kötüdür. Bazen kişinin kontrol edemeyeceği bir ekonomik koşul devreye girmiştir. Bu denklem finansal başarı için de geçerlidir. Ve bilmenizi isterim ki, şans ve risk faktörlerinin kontrolü sizde değildir.
Parayı Bilmek, Parayı Yönetememek
Housel'ın da dediği gibi, parayı nasıl yöneteceğinizi bilmek, parayı iyi yöneteceğiniz anlamına gelmeyebilir. Finansal psikolojinin en rahatsız edici gerçeği şudur ki bilmek ve uygulamak birlikte düşünülemez. Faiz oranlarını, neyin kazandıracağını, neyin parasını hak etmediğini bilmek tek başına sonuç vermeyebilir. Parayla ilişkilerinizi yöneten, arzu, panik ve ihtiyaç kavramlarını finansal okuryazarlıkla sınırlandırmak mümkün değildir.
Peki Bizim Para Hikayemiz Ne?
Belki de kendimize sormamız gereken bu soru "Paramı nasıl daha iyi yönetebilirim?" sorusundan önce geliyor. Para benim için güvenlik mi, özgürlük mü, statü mü? Param varsa kontrol bende mi? Param varsa başardım mı? Ekonomik durumum çocukluğumdan beri duyduğum "para zor kazanılır" cümlesinin bir sonucu mu? Ya da tam tersine, hayatı kısa olduğuna inanıp "şimdi yaşamak lazım" düşüncesinin bir yansıması mı? Finansal davranışlarımızı değiştirmek istiyorsak önce bu soruların cevaplarına bakmamız gerekiyor. Çünkü bazen bütçemizdeki problem, Excel tablosunda değil; kafamızın içindedir. Belki de parayla kurduğumuz ilişkiyi değiştirmek, daha fazla para kazanmaktan çok daha önemli bir başlangıçtır.
Gelecek hafta: Zengin olmakla zengin görünmek arasındaki farkı ve neden bir türlü "yeter" diyemediğimizi konuşacağız.
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.
