
Bir ilişkide bizi en çok ne üzer? Yapılan bir şey mi, yoksa yapılmasını beklediğimiz halde yapılmayan bir şey mi?
Çoğu zaman ikincisi.
“Beni seviyorsa bunu zaten anlamalıydı.” “Ben onun için bunu yaptım, o da benim için yapmalıydı.”
Fark etmeden ilişkilerde bir borç defteri tutuyoruz. Ne verdiğimizi, neye katlandığımızı kaydediyor; karşılığında ne almamız gerektiğini de zihnimizde belirliyoruz. Karşımızdaki insan hesabımıza uymadığında ise kırılıyor, öfkeleniyor, hatta sevgisini sorguluyoruz. Oysa onun elinde bizim defterimizin bir kopyası yok.
İhtiyaçlarımızın olması elbette normal. Güven, sadakat, saygı, ilgi… Sorun bunları istemek değil; söylemeden anlaşılmasını beklemek.
“Beni seviyorsa bilir.” Belki de ilişkilerin en büyük yanılgısı bu. Çünkü sevgi, zihin okuma yeteneği vermiyor.
Bazen sınır koymuyor, sonra sınırımızın ihlal edilmesine kızıyoruz. Ne istediğimizi söylemiyor, anlaşılmadığımız için öfkeleniyoruz. Öfke Dansı tam da bu noktada önemli bir şeyi hatırlatıyor:
Öfke çoğu zaman tek bir olayın değil, uzun süre tekrar eden ilişki döngülerinin sonucu.
Bu yüzden bugünkü kavga bazen bugünün meselesi değildir; aylardır biriktirdiğimiz kırgınlıkların son
halkasıdır. Peki çözüm beklentisiz olmak mı?
Hayır.
Mesele beklentiyi ortadan kaldırmak değil, beklentinin sorumluluğunu almak. Ne istediğimizi açıkça söylemek, sınırımızı zamanında çizmek ve yaptıklarımızı karşılığında alınması gereken bir borç gibi görmemek.
Olmasını umduğumuz kişiyi değil, olan kişiyisevmeyi öğrenmek. Çünkü sevgi bir muhasebe değildir.
Belki de en büyük yanılgımız, karşımızdaki insanı olduğu haliyle değil, olmasını istediğimiz haliyle sevmek. Sonra gerçek insanla kafamızdaki insan arasındaki fark büyüdükçe hayal kırıklığımız da büyüyor.
Sağlıklı bir ilişki “Beni seviyorsan ne istediğimi bilirsin” demek değil; “Benim için bu önemli diyebilmektir.”
Çünkü bazen bizi yoran, karşımızdaki insanın yaptıkları değil; onun hiç olmadığı birine dönüşmesini beklemektir
...Beklentinin sorumluluğunu almak çok yerinde bir cümle olmuş. Kaleminize sağlık...
"Çok doğru bir tespit. Sevgiyi bir 'borç-alacak ilişkisine' dönüştürdüğümüzde, karşımızdakini değil sadece kendi beklentilerimizi sevmeye başlıyoruz. Asıl olgunluk, insanı eksikleriyle ve olduğu gibi kabul edebilmekte."
“Çünkü bazen bizi yoran, karşımızdaki insanın yaptıkları değil; onun hiç olmadığı birine dönüşmesini beklemektir” gerçekten çok doğru
Yazılarınız harika! Her hafta yazılarınızı okumayı sabırsızlıkla bekliyorum. Öyle ki insanı değiştiremiyorsak, insanı değiştirmeliyiz cümlesini pek güzel hissettirmişsiniz. Devamını okumak için bekleyişteyim Berfin Hanım!
“Çünkü sevgi bir muhasebe değildir.” Çok isabetli olmuş 👍🏼
Eski sevgilim okudu umarım
Benim için çok anlamlı bir yazıydı, kaleminize sağlık
Kalemine sağlık, çok güzel ve farkındalık yaratan bir yazı olmuş. Özellikle beklentiler ve zihnimizde tuttuğumuz borç defteri kısmı çok düşündürücü
Hiçbir hesap defterine sığmayan,karşılık gözetmeden sunulan bir sevgi; insanın dünyada sığınabileceği en saf ve en kıymetli limanıdır
Elinize sağlık, çok doğru tespit. Açık olmayan iletişim eninde sonunda ilişkide sorun yaratır.