
Bir kahve paketi aldığımızda çoğumuzun baktığı ilk şeylerden biri kavurma tarihidir.
“Ne zaman kavruldu?”
“Ne kadar taze?”
Bizim kahve kültürümüzde yıllardır duyduğumuz bir yaklaşım vardır:
“Kahve ne kadar tazeyse o kadar iyidir.”
Peki gerçekten öyle mi?
Aslında kahve söz konusu olduğunda “tazelik” kelimesini biraz daha farklı anlamamız gerekiyor.
Çünkü iyi bir kahve, kavurma makinesinden çıktığı anda içilmeye hazır hâle gelmez.
Tam tersine, kavurma sonrasında kahvenin önünde önemli bir süreç daha vardır:
Dinlenmek.
Kahve kavrulduğu gün neden içilmez?
Yeşil kahve çekirdeği kavurma makinesine girdiğinde çok büyük bir fiziksel ve kimyasal dönüşüm geçirir.
Çekirdeğin rengi değişir, yapısı gözenekli hâle gelir, nemini kaybeder ve kahvenin aroma profilini oluşturan yüzlerce farklı bileşik ortaya çıkar.
Aynı zamanda kavurma sırasında çekirdeğin içerisinde önemli miktarda gaz, özellikle de karbondioksit (CO₂) oluşur.
Kahve kavurma makinesinden çıktığında bu gazların tamamı çekirdeğin içerisinde kalır ve zaman içerisinde yavaş yavaş dışarı çıkmaya başlar.
Kahve sektöründe bu sürece degassing, yani gaz çıkışı diyoruz.
İşte kahvenin kavrulduğu gün hemen demlenmemesinin temel nedenlerinden biri budur.
Çünkü çekirdeğin içerisinde hâlâ çok yüksek miktarda Karbondioksit(CO₂) bulunur.
Bu gazın varlığı, demleme sırasında suyun kahve yatağıyla kurduğu ilişkiyi doğrudan etkiler. Özellikle filtre kahvede suyun kahve yatağı içerisinde homojen şekilde ilerlemesini zorlaştırabilir; espresso tarafında ise gaz çıkışı, kahve yatağının şişmesine ve suyun akışının değişmesine neden olabilir.
Sonuç olarak fincanda kahvenin gerçek potansiyelini henüz göremeyebiliriz.
Kahve daha sert, keskin, dengesiz ve aromatik olarak kapalı hissedebilir. Bazı durumlarda bitter veya rahatsız edici bir tat algısı da ortaya çıkabilir.
Yani kavurma makinesinden çıkan kahve aslında henüz hazır değildir.
Peki kahve ne kadar dinlenmeli?
İşte burada specialty coffee açısından önemli bir konuya geliyoruz.
Benim yaklaşımım oldukça net:
Kahve kavrulduktan sonra en az 15 gün dinlenmelidir.
Bu süreyi bir “son kullanma tarihi” gibi düşünmemek gerekiyor. Buradaki amaç kahveyi bekletmek değil, kavurma sonrasında gerçekleşen gaz çıkışının ve aromatik gelişimin daha dengeli bir noktaya ulaşmasını beklemek.
Özellikle nitelikli ve açık-orta kavrumlarda kahvenin karakterini doğru şekilde ortaya çıkarabilmek için bu dinlenme süresi büyük önem taşıyor.
Kahve kavrulduğu ilk günlerde çoğu zaman olması gereken tatlılığı, berraklığı ve aromatik ayrımı tam olarak göstermez.
Birkaç gün geçtikçe gaz çıkışı devam eder.
Kahvenin yapısı daha dengeli hâle gelir.
Demleme daha öngörülebilir olur.
Ve zaman içerisinde fincanda kahvenin gerçek karakterini daha net görmeye başlarız.
Bu yüzden “kavrulduğu gün kahve çok tazedir, dolayısıyla çok iyidir” yaklaşımı aslında doğru değildir.
Çok taze kahve ile doğru zamanda dinlenmiş kahve aynı şey değildir.
Peki 15 günden sonra ne oluyor?
Burada hikâyenin diğer tarafı başlıyor.
Kahve kavrulduktan sonra sonsuza kadar daha iyi hâle gelmez.
Bir noktaya kadar dinlenme kahvenin daha dengeli bir fincan vermesine yardımcı olurken, zaman ilerledikçe oksidasyon devreye girmeye başlar.
Kahvenin aroma bileşenleri yavaş yavaş değişir ve kaybolur.
Özellikle oksijenle temas arttıkça kahvenin canlılığı ve aromatik yoğunluğu azalır.
Bu nedenle kahvenin hayatında aslında bir denge noktası vardır.
İlk günlerde:
Çok fazla CO₂.
Bir süre sonra:
Daha dengeli ekstraksiyon ve daha belirgin aromalar.
Zaman ilerledikçe:
Oksidasyon ve aroma kaybı.
Bizim aradığımız ise bu sürecin içerisindeki en iyi noktadır.
Her kahve aynı şekilde mi dinlenir?
Hayır.
Kahvenin çeşidi, yoğunluğu, işleme yöntemi, kavurma profili ve kavurma derecesi dinlenme sürecini etkileyebilir.
Örneğin espresso için kavrulan bir kahvenin ihtiyaç duyduğu dinlenme süresi ile filtre kahvenin ihtiyaç duyduğu süre aynı olmayabilir.
Kavurma profili de burada büyük önem taşır.
Kahveyi kavururken yalnızca rengini değiştirmiyoruz. Çekirdeğin içerisinde gerçekleşen kimyasal reaksiyonları ve oluşan aroma bileşiklerini de yönetiyoruz.
Bu nedenle iyi bir kavurucunun işi kahveyi makineden çıkardığı anda bitmez.
Aslında kahvenin kavurma sonrası nasıl davranacağını öngörmek de kavurma sürecinin bir parçasıdır.
Kahvenin tazeliğini sadece tarihle ölçebilir miyiz?
Bence hayır.
Kahvenin üzerinde bir kavurma tarihi olması çok önemli bir bilgi verir. Fakat tek başına yeterli değildir.
Çünkü kahvenin nasıl saklandığı da en az kavurma tarihi kadar önemlidir.
Oksijen, nem, sıcaklık ve ışık kahvenin düşmanlarıdır.
Kahveyi açtıktan sonra paketin içerisinde mümkün olduğunca az hava bırakmak, kahveyi güneş ışığından ve yüksek sıcaklıktan uzak tutmak aromaların korunmasına yardımcı olur.
Ve mümkünse kahveyi çekirdek olarak satın alıp demlemeden hemen önce öğütmek gerekir.
Çünkü kahveyi öğüttüğümüzde yüzey alanını inanılmaz ölçüde artırırız. Çekirdeğin içerisinde korunan aromatik bileşenler bir anda oksijenle çok daha fazla temas etmeye başlar.
Bu nedenle iyi bir çekirdek kahve ile aynı kahvenin günler önce öğütülmüş hâli arasında ciddi bir duyusal fark oluşabilir.
“Taze” yerine “doğru zamanda” diyelim
Belki de kahve konusunda kullandığımız “taze” kelimesini yeniden düşünmenin zamanı geldi.
Kahvenin kavrulduğu gün içilmesi, onun en iyi hâlinde olduğu anlamına gelmez.
Hatta specialty coffee açısından baktığımızda, kavrulmuş kahvenin dinlenmesi gereken bir dönem vardır.
Benim için iyi kahve, kavurma makinesinden çıkar çıkmaz fincana giden kahve değildir.
İyi kahve, kavurma sonrasında gelişimini tamamlaması için zaman tanınmış, gaz çıkışı dengelenmiş ve doğru noktada demlenmiş kahvedir.
Bu nedenle bir sonraki kahvenizi alırken yalnızca:
“Ne kadar taze?” diye sormayın.
Şunu da sorun:
“Ne zaman kavruldu ve ne kadar dinlendi?”
Çünkü kahvede bazen en iyi fincanı bulmak için daha yeni olanı değil, doğru zamanı beklemek gerekir.
Kahve kavurma makinesinden çıktığı anda hikâyesi bitmez.
Asıl hikâye, o andan sonra başlar.
Ve iyi bir kavurucunun görevi yalnızca kahveyi kavurmak değil, o kahvenin fincanda kendisini en doğru şekilde ifade edeceği zamanı bulmaktır.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yazın.