Kocaeli Kitap Fuarı'nda kendimize rastlamak

Malumunuz 16. Kocaeli Kitap Fuarı 3–11 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleşecek. Kocaeli Kitap Fuarı'nın bu yılki etkinlik programını incelerken bazı isimlerin üzerinde daha uzun durdum. Bazı yazarları merak ettim, bazılarını not aldım. Ama bir isim bende diğerlerinden biraz daha farklı bir heyecan yarattı: Acar Baltaş. Çünkü Baltaş benim için yalnızca kitaplarını okuduğum bir psikolog değil. Bir süredir kafamda dolaşan bazı sorulara, özellikle de başarı, hayat ve insanın kendisine biçtiği sınırlar üzerine, alışılmış kişisel gelişim cümlelerinden daha gerçekçi cevaplar veren bir isim.
Hayatın Hakkını Vermek ve Hayalini Yorganına Göre Uzat, ilk bakışta birbirinden farklı şeyler söylüyor gibi duruyor. Biri bize hayatı daha iyi yaşamayı anlatıyor, diğeri hayallerimize sınır çiziyor. Oysa biraz düşününce ikisinin aynı yere çıktığını görüyorum: Kendi hayatını tanımadan, hayatının hakkını vermek mümkün değil.
Bugün başarı konusunda bize çok kolay cümleler kuruluyor. İste, inan, çalış, vazgeçme ve sonunda başar. Kulağa hoş geliyor. Fakat hayat bu kadar matematiksel işlemiyor.
Baltaş'ın Hayalini Yorganına Göre Uzat kitabında itiraz ettiği noktalardan biri tam da burada. İstemek elbette önemli ama yalnızca istemek yeterli değil. İnsan kendi özelliklerini, yeteneklerini, sınırlarını ve şartlarını bilmeden yalnızca büyük bir hedefe bakarsa, bir süre sonra hedefin kendisi motivasyon kaynağı olmaktan çıkıp yetersizlik duygusunun kaynağına dönüşebiliyor.
Bence bugün birçok insanın yaşadığı şey tam olarak bu. Kendimize ait olmayan başarı ölçüleriyle kendimizi ölçüyoruz. Birinin kariyerini görüyoruz, kendi işimizi yetersiz buluyoruz. Birinin evini görüyoruz, kendi evimizi küçük buluyoruz. Birinin seyahatlerini görüyoruz, kendi hayatımızı sıradan zannediyoruz. Sonra da bütün bunların üzerine bir de “Daha fazlasını istemelisin” baskısı ekleniyor.
Oysa belki de asıl soru daha fazlasına sahip olup olmadığımız değil. Sahip olduğumuz hayatın bize ait olup olmadığı. Hayatın Hakkını Vermek kitabında beni düşündüren taraf da burada başlıyor. Hayatı hakkıyla yaşamak, her günü mümkün olduğunca fazla şeyle doldurmak değil. Uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayat fikrini yalnızca dışarıdan görünen başarılarla açıklamak yerine, insanın kendisini tamamlama ve anlam arayışı üzerinden düşünmek gerekiyor. Çünkü bazen çok çalışan bir insan hayatını kaçırabiliyor. Çok kazanan biri zamanını kaybedebiliyor. Herkes tarafından başarılı bulunan biri, kendi hayatında başarısız hissedebiliyor. Ve belki de en acıklısı, insan bütün bunları yıllar sonra fark edebiliyor. Bu yüzden bana göre hayalini yorganına göre uzatmak, hayallerinden vazgeçmek anlamına gelmiyor. Tam tersine, hangi hayalin gerçekten sana ait olduğunu ayırt etmek anlamına geliyor. Çünkü herkesin yorganı farklı.
Bir başkasının hayatına bakıp kendimize onun ölçülerini biçtiğimiz anda kendi hayatımızı yaşamaktan uzaklaşıyoruz. Belki de yetişkin olmak biraz da şunu kabul etmek: Her şeyi yapamayız. Herkes olamayız. Her şeye sahip olamayız. Ama bütün bunların içinde bize ait olan hayatı seçebiliriz.
Bence hayatın hakkını vermek de tam burada başlıyor. Daha büyük yaşamakta değil. Daha çok sahip olmakta değil. Daha çok görünmekte hiç değil. Kendi hayatımızın neye benzeyeceğine başkalarının karar vermesine izin vermemekte.
Belki de insanın kendisine sorabileceği en dürüst soru şu: “Ben gerçekten istediğim hayatı mı yaşıyorum, yoksa iyi bir hayatın nasıl görünmesi gerektiğine dair öğrendiğim tarifi mi uyguluyorum?”
Cevabımız ne olursa olsun, iyi tarafı şu: Henüz hikâyenin son sayfasında değiliz. Yorganı büyütmek de, hayali değiştirmek de, yolu yeniden çizmek de hâlâ mümkün.
Yorumlar(2)
Tuğçe B. Sevdiğim köşe yazarı sevdiğim yazarı anlatıyor ve kalemi onun kadar güzel. Başarılarınız daim olsun :)
Ergun En sevdiğim yazarın yeni yazısı yüklenmiş. Kaleminiz daim olsun Berfin Hanım..
